Mehtapishere

Dirmit kutu kutu evlerin damında tutan karın, insanların acılarına dayanamayıp eridiğini duyunca şaşırdı. Onu tuttuğu damlardaki tüm evlerin içini görmesine sevindi. Keşke ben de kar olsaydım, dedi. Kar yine güldü, ince ince Dirmit'in dudaklarına döküldü, yüzünü okşadı. İsterse kar olmadan da bütün evlerin içini görebileceğini söyledi. Dirmit içini çekti. "öyle çok ev var ki!" dedi. Gözlerini yumdu. "Şiirleri yırtılan başka kızlar var mı?"diye sordu. Kar düşüp su oldu. Dirmit gözlerini açıp karı aradı. göremedi. Başını buz mavisi göğe kaldırdı. "Varsa onları bulacağım" diye bağırdı.
Reklam
Dirmit o günden sonra hep sözcüklerden bir yorgana sarındı. Sözcüklerden bir yatağın üstünde uyudu. Sözcüklerden yapılma bir sandalyenin üstünde oturdu. Atiye günleri sayılı binlerce sözcük oldu. Huvat sözcük dolu şişelere baktı. Nuğber sözcük bekledi. Zekiye sözcük ağladı. Seyit bembeyaz takma sözcükten dişleriyle güldü. Mahmut dilini dişlerinin ardına dayayıp sözcük çaldı. Halit sözcükleri duvarlara vurdu. Dirmit ne yana bakacağını, hangi birini yazacağını şaşırdı. O şaşkın şaşkın dolanıp gezinirken bulutlardan sözcük yağdı. Musluklardan sözcük aktı. Akan sözcük, yağan sözcük, bakan sözcük, susup oturan sözcük, ağız üstü divana kapaklanan sözcük Dirmit'in kafasının içinde bir toplu kargaşaya dönüştü.
Sayfa 186·Kitabı okudu
‘Yaşadığı yıllara bakıyor ve şu dünya üzerinde kendinden başka herkesin, herkesin değilse bile bazılarının , hayatta kan ter içinde kalarak derin damarlar kazdığını, kendisinin de kumun üzerinde hemen kaybolacak bir iz bırakmakla yetindiğini düşünüyordu.’
Sayfa 208·Kitabı okudu
“Ama zaman şehirlerin dokularını törpülemiş, yeni ve parlak bir hayat beklentisi bütün özelliklerini silmişti. Artık küçük şehirlerin dışarıdan gelenlerin genzini yakan lezzetlerinden, kendilerine has havalarından, mütevazi düzenlerinden eser yoktu. Her biri gerçekte olmayan bir büyümeyi taklit ediyor, giderek aynılaşıyor, hepsi hızla birbirine benziyordu.”
Sayfa 106·Kitabı okudu
Bazen okuduğu romanda, hikayede yer alan önemsiz bir kişiye takılırdı. Takıldığı kişinin metne girme nedeninin bir tek cümleden ibaret olduğunu görür, herkesinin hayatının doğru söylenmiş bir cümleye sığabileceğini düşünürdü.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Reklam