Mel

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·93 syf.·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2023 15:49
·
2023 49. kitabı
Yorgo Seferis
7.1/10 · 54 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Avrupalıların, doğulu erkek erkeğe cinsel ilişkiyi yanlış anlamalarının bir sebebi, değişik kavramlar. normal ve anormaller arasındaki farklı çizgilerdir. Son Ortaçağ Avrupasın'da aşk, seks, sevgi, dostluk ve evliliğin birlikte ideal olduğu düşünülürdü, oysa orta sınıf Müslümanların kafalarında bunlar kesinkes ayrılmıştır. Aşk, bir kadın ya da bir oğlanın genellikle yerine getirilmeyen bir isteği olarak düşünülür. Aşkın başka bir çeşiti, eşitler arasındaki derin arkadaşlıktır. Erkekler arasındaki bu arkadaşlık, eşit olmayanlar arasındaki seks olan liwata ile karıştırılmamalıdır. Günümüzde Müslümanların davranışları eski davranışsal biçimlerin değişimi olarak görülebileceği için, Müslüman toplumunda erkek erkeğe cinselliğin incelenmesine, bunların birçoğunun sadece orta sınıfın bakış açısını yansıtmasına karşın eski metinlerden başlanılmalıdır. Modern metinlerin, karşılıklı konuşmaların ve Araplar, iranlılar ile Türkler'in gözlemlerinin çalışmaları sadece modern davranışı değil, eski metinleri de anlamamıza yardımcı olur. Genelde kavramlar ve fikirler davranış ardan daha yavaş değişir, fakat bazen fikirler ve idealler uygulamaya konulmadan adapte edilir. Bir y anda ekonomik ve sosyal değişimler (endüstrleşme, kadınların toplumsal alana girişi, ev halkının üç nesil etkisinin azalması), diğer yanda batının etkisi (koloni kuralları , turistler, medya) kadınlarla erkekler arasında ilişkiye bir değişiklik getirir. Turizm iki şey yapar; kadınlarla cinselliği kolaylaştırır (genç erkekler turist kızları ve kadınları tavlar), böylece 1 6-30 yaş arasında iler artık daha genç kuzenleri ne ve komşularına bağlı değillerdir; mahallenin daha genç ve güzel oğlanlarıyla daha az ilgileneceklerdir. Doğuluların gözünde birçok Avrupalı erkek turist ele kadınsıdır; beyaz, yumuşak tenleri ve
Kadınlara karşı aile içi şiddet, toplumun erkek egemen yapısından kaynaklanmaktadır. Erkek egemen siyasal, toplumsal ve ekonomik yapılar, aile içi şiddeti beslemekte ve kadınlara şiddetten çıkış yollarını kapatmakta önemli bir rol oynar. Dolayısıyla, aile içi şiddeti üreten dinamikler, yalnızca aile içindeki dinamiklerden değil, toplumun toplumsal, hukuksal, eko!1omik, geleneksel, siyasal ve eğitimsel yapısı içerisinde kadını ayrımcılığa uğratan ve onu erkeğe bağımlı kılan mekanizmalardan kaynaklanmaktadır. Erkeğin, yasalardan ve toplumun ataerkil geleneklerinden kaynaklanan kadına göre üstün konumu, kadının erkeğe hizmet etmesinin ve erkeğin aile içi kararlarda kadından daha fazla söz sahibi olmasının "doğal" görülmesi de şiddeti besleyen diğer unsurlardır. Kadınlara uygulanan şiddet sanıldığının aksine, sadece tokat, tekme, yumruk gibi fiziksel şiddet türleriyle kısıtlı kalmamaktadır. Fiziksel şiddetin yanı sıra psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, cinsel şiddet ve kadının evden çıkmasını yasaklayarak veya evden çıktığı zaman her hareketini denetleyerek kadının çevresiyle görüşmesini engelleme gibi şiddet türleri de, genellikle fiziksel şiddetle beraber uygulanarak birbirlerini besleyen ve üreten mekanizmalardan oluşan bir "şiddet çemberi" oluşturmaktadır.