Mel

Bir soru, bir cümleler (önermeler) çerçevesi ve cevap alanının birleşimidir Bir soru, bir cümleler ayırım ve birleşimidir. Bir soruya verilen (doğrudan) bir cevap, sorunun kendisini kabul etmek demektir. Bir soruya verilen (doğrudan) cevap, sorunun çerçevesini gerekli kılar. Bir soruya verilen (doğrudan) cevap, sorunun cevap alanım gerekli kılar. Bir sorunun çerçevesi, kurulduğu cümlelere bağlı olarak yanlış ve /veya hatalı olabilir. Eğer bir sorunun çerçevesi yanlışsa, ona verilebilecek bütün (doğrudan) cevaplar yanlış olacaktır.  Eğer bir sorunun çerçevesi hatalı ise, ona verilebilecek bütün (doğrudan) cevaplar hatalı olacaktır.  Eğer bir sorunun cevap alanı bir mantıksal yere sahip değilse, o sorunun çerçevesi yanlıştır.  Eğer bir sorunun çerçevesi yoksa (yani çerçevesi boş cümleler kümesi ise), o bir soru değildir.  
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Anlamların kıvraklığı, anlamsızlık değildir. Bir dil, oturaklı terimleriyle, (Locution Verbiale) denilen söz gelimleri ile düşünceyi geliştirir. Dilin gelişimi için Düşünce Yaratıcılığı ne denli gerekli ise; Yaratıcı Düşünce için de, İşlek Dil en az o denli gereklidir; Bir Toplumda, Düşünceyi yok etmek mi istiyorsunuz? O Toplumun dilini bozuk plağa çevirin; ortada ne akıl kalır, ne fikir. Tarihsel gelişim üzerine sağlam bir fikre sahip olanların; nereden geldiğini pek iyi görebildiği GERİCİLİK temsilcisi bir habis ruh, Türkçeyi toplum yapımızla ilişiksiz bir çorbaya çevirmekle, bilgini halka, aydınları birbirine ve toptan herkesi Yaratıcı İnsan Münasebetlerine ve Emeğine düşman etmiş, yabancılaştırmıştır-.Hangi bahane ile harekete geçildiğini biliyoruz: Gelişen her dil gibi Türkçe de, iki zıt gidiş tutturmuş bulunuyor. 1-Türkçe içinden, birçok sözcük ve deyimler atılıyor. Buna dilin "arınması" deniyor. Bu olumsuz, eksi gidiştir. 2- Türkçeye, birçok yerli, yabancı sözcükler ve deyimler sokuluyor. Buna Türkçenin zenginleştirilmesi adı veriliyor. Bu olumlu, artı gidiştir. Bunlar her dilde az çok olağandır. Ama, Türkçeye gelince, arıtma işinde de, zenginleştirme işinde de belirli, objektif, dilin kendi yapı Disiplininden gelmiş Prensiplerimiz yok. Her eli kalem tutan aydın, kendini UZMAN yerine koyduğunu bile düşünmeksizin, beğenisine, sağ duyusuna göre davranıyor. Türkçemiz, önüne gelenin, sırf yakıştırmayla sözcük uydurabildiği bir dil olmuştur. Türkçenin gelişimi, olağanüstü başıboş ve başıbozuk bırakılmıştır. Bilim, bir bakıma yapma yaratıklar dünyasıdır-. Yeter ki, objektif ve konkret davranılsın. Nitekim, yapma tohumlama (sun'î ilkah), hayvanlarda ve bitkilerde iyi döller almaya yarar. Hatta, bütün yediklerimiz, giydiklerimiz, barındıklarımız, kullandıklarımız hep

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·125 syf.·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2023 23:16
·
2023 26. kitabı
Abdülhamit Çakır
0/10 · 8 okunma