Şiir bir dil sanatıdır. Ancak diğer dil sanatlarından farklı bir
konuma sahiptir, onlara, örneğin romana benzemez. Şiiri, diğer dil
sanatlarından ayıran iki şey vardır: birincisi bürünün ölçü ve ritmi,
İkincisi ise şiiri ifade bulduğu dile bağlayan derin bağ. 6u ikinci
ilişki kesinlikle dile getirilemez. Dante buna dilin zaferi der. Biz
de, estetik düzlemde şiirin özgünlüğünün ne demek olduğunu
açıklayacak birkaç temel kavram oluşturmaya çalıştık. Ritm ile hafıza arasındaki ilişkinin temeldeki kurucu öge olduğuna karar verdik. Şiir hafızayı uyaran bir şeydir, ancak örneğin müzikten farklı
olarak, dille olan bağı nedeniyle hafızayı uyarır. Özel bir biçimde
dile bağlıdır. İfade bulduğu dile derin bir biçimde bağlıdır. Ve bu
özel bağ, bütün dillerin bazı özelliklerini hafızada bir kenarda tutar, korur. Bir dille, bu dildeki şiir arasında derin bir bağ vardır.
Birkaç sözcükle bunu açıklamak oldukça zor, ancak, örneğin dize
çözümlemesi bize dizenin dili kullanışının bazı zamanlarda oldukça arkaik bir sanat olabileceğini gösterir. Dize, çağdaş dilde olmayan, kaybolmuş bazı şeyleri korumaktadır. Ve aynı zamanda dilin
ilerideki gelişimini de önceden sezebilir. Şiir dile bazen yakın ama
göreceli bir şekilde uzak oluşuyla kendisini dilin hafızasına yerleştirme işini sürdürür. Ama şu da söylenebilir, aynı şekilde dil, şiirden sürekli olarak bir şeyler edinir. Ve her dil, yüzleştiği şiirden
kendisine bir şeyler katar. Ve eğer şiir yok olursa, dil de yok olur.
Günümüz toplumlarında olmakta olan da budur. Dilin çöküşü ve
dilin yerini televizyon dilinin, idari dilin, yargısal dilin alışıdır bu.
Bu dil de neredeyse evrenseldir, bütün dünyada geçerlidir. Bu da
şiirin rolünün gücünü kaybedişiyle oldukça yakından ilgilidir. Modern toplumların şiire ya bir tür küçümsemeyle ya da sahte