* William James ... "Genellikle gördüğümüz şeyler, sadece önceden algıladığımız şeylerdir, önceden algıladığımız şeylerse, sadece bizim için etiketlenmiş şeylerdir ve bu etiketler de zihnimize damgalanmıştır. Etiket stoğumuzu kaybedersek, zihinsel olarak dünyanın ortasında kayboluruz."
* Görsel algı, görsel dünyanın küçük bir parçasına ya da şu anda görülen tüm nesnelerin konumlandıkları uzanım görsel çerçevesine gönderme yapabilir. Bu algısal inceleme sonucunda ortaya çıkan dünya doğrudan verili değildir. Bu dünyanın kimi veçheleri hızla, kimileri ise yavaşça inşa edilir; ama hepsi de, sürekli teyit edilmeye, yeniden değerlendirilmeye, değiştirilmeye, tamamlanmaya, düzeltilmeye ve anlayışın derinleştirilmesine tabi olacaktı.
* Zihin, her zaman amaç tarafından yönlendirilir.
* Zihniniz, sanki enformasyonun kendi kendinize açıkladığınız hiçbir gerekçe olmaksızın dış dünyadan içeri aktığı -deyim yerindeyse- el değmemiş bir hazneymiş, boş bir kapmış gibi davranmanız bekleniyor.
* Geleneksel düşünceye göre soyutlama, doğrudan deneyimden bir geri çekilmedir. Bu görüş, algı ile düşünme arasında bir ikilik olduğunu varsayar: İnsan sadece tikelleri algılar, fakat genellikler halinde düşünür ve bu yüzden de, düşünmek için zihnin algısal malzemeden temizlenmesi gerekir. Soyutlamanın bu işlevi yerine getirdiği varsayılmaktadır
* Katıksız sözel düşünme, düşüncesiz düşünmenin prototipidir; depodan otomatik olarak bulup getirilen bağlantılara başvurulur. Yararlıdır ama verimsizdir. Dili düşünme için çok değerli kılan şey, sözcüklerle düşünmek olamaz. Sözcüklerin taşıdığı değer, düşünme görsel imgeler gibi daha uygun bir ortamda iş görürken, ona sağladıkları yardım olsa gerektir.
* Keşfetmek ve açıklamak, algılanabilir modelleri gerektirir. "Mantık sayesinde kanıtlarız,"