ETÎN SESİ
IX
Nasıl da güzelsin. Korkutuyor beni güzelliğin. Açım sana. Susadım sana.
Yakarıyorum: Gizlen, görünmez ol, kimse görmesin seni; yalnızca
bana görün; örtün
saçlarından tırnaklarına kadar siyah bir saydam tülle
ilkyaz ayının gümüş iç çekişleriyle bezenmiş. Sesli harfler yayar
teninin gözenekleri, imerod sessiz harfler; yasak sözcükler söylenir;
sevişmenin gül patlamaları. Büyür tülün, panldar
loş barların ve denizci meyhaneleriyle geceleşmiş kentin üzerinde;
yeşil projektörler aydınlatır nöbetçi eczaneyi; kendi çevresinde
hızla döner bir cam küre manzaralar sergiler dünyadan. Tökezler
bir sarhoş
bedeninin soluğundan esen bir fırtınayla,
. Gitme. Gitme.
Böylesine somut, böylesine tutulmaz. Bir taş boğa
sıçrıyor antik damdan kuru otlara. Tahta merdiveni tırmanıyor bir
çıplak kadın
elinde sıcak su dolu leğen. Yüzünü saklıyor buhar. Havada
yükseklerde
belirsiz hedefleri tarıyor bir keşif helikopteri. Sakın kendini.
Şensin aradıkları. Daha derinlere saklan ellerimin içinde.
Durmadan
uzuyor kılları bizi örten battaniyenin
gebe bir ayıya dönüşüyor sonunda. Sonsuz sevişiyoruz
kırmızı ayının altında, zamanın ötesinde, ölümün ötesinde,
benzersiz ve evrensel bir birleşmede. Nasıl da güzelsin. Korkutuyor beni güzelliğin.
Ve açım sana. Ve susadım sana. Ve yakarıyorum sana: Saklan.