Dövmenin dünya sahnesindeki tarihçesinden başlayıp, kendi topraklarımıza uzanan bir “homo esteticus” yolculuğu kitabı diyebiliriz.
Etnisite, din, coğrafya, yaş ve cinsiyet gibi değişkenlerin dövme üzerinde etkileri, bu geleneksel toplulukların inanç, süsleme, sembolik kodlamalarına ilişkin ne tür anlamları ve işlevleri olduğu incelenmiş. Bu anlamlar ışığında bu topluluk ve bireylerin algıları, değerleri hakkında bir sonuca varma hedeflenmiş.
Dövmenin, dinsel, büyüsel, psikolojik, tıbbi, estetik ve erotik yönleri hakkında bilgiler aktarıyor. Dövme kimi zaman bir zenginlik göstergesi olarak kullanılmış, kimi zaman da suçlu ve mahkûmları ayırt etmek için. Birçok toplulukta aidiyetlik göstergesi olarak kullanılmış olsa da, bir tılsım amacı güdülerek de yapılmış veya toplum içinde evlilik yaşına basmış erginleri vurgulamak için ama şu bir aşikâr ki, dövmeler günümüzden farklı olarak daha pragmatik amaçlı bir kullanıma sahipmiş.
Dövmenin tarih içindeki yeri ve gelişimi hakkındaki antropolojik tadındaki bilgilerinden sonra Güneydoğu Bölgesinde kullanımı yaygın olan Dak/Dek diye adlandırılan sembolleri bizlere tanıtıyor. Bu bölgede Dak/Dek’in yaygın kullanımı olan bazı köylere giderek yerinden bilgiler ve fotoğraf derlemeleri sağlamış. Bu sembollerin tek tek anlamlarını detaylıca aktarıyor. Bu simgeler bedene rastgele seçim ve nakşedildiği izlenimi verse de yapılan onca araştırmaya bakılacak olursa tarihsel izleği çok daha derin gibi duruyor.
Avusturalya, Amerika, Okyanusya, Orta ve Uzak Asya gibi ülkelerde dövme kültürüne dair araştırmalar 19. Ve 20. yy’da başlamış ancak ülkemizde bu konudaki araştırmaların 20-30 yıldır başladığını ve yetersiz bulduğunu söylüyor. Kaygısı; geleneksel dövme motiflerini yeni neslin sahiplenmediği için yavaş yavaş yok olacağını, bu etnografik