Mel

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·252 syf.·
5 günde okudu
·
2022 37. kitabı
Cogito Dergisi
7/10 · 15 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Perspektifi savunanlar sanatsal algılamanın, işlenmemiş psikolojik etkilenimlerin eşlik ettiği pek çok ruhsal öğeyle karışan çok karmaşık bir süreç olduğunu unutuyor. Yavaş yavaş gelişen anılar ve içsel devinimlere verilen duygusal tepkiler, zihnimizde oluşan imgede toparlanır. Ve sanatçının kişiliğinin ruhsal içerikleri de bu taneciklerde hissedilir derecede kristalleşir. Bu küçük tanecikler gelişip kendine özgü ritmini kazanarak, sanatçının, temsil ettiği gerçeklik karşısındaki tepkisinin ifadesi olurlar. Bir nesneyi sadece seyretmeyip onu görebilmek ve bilebilmek için, onun ağtabakadaki görüntüsünün her bir kesitinin ilgili duyu sinirlerine çevrilmesi kaçınılmazdır. Bu, görsel imgenin bilince kesinlikle çok basit bir biçimde aktarılmadığı anlamına gelir. Üzerinde çalışmadan ve çaba harcamadan elde edilmesi mümkün değildir; aksine, teker teker bir araya getirilmiş parçalardan meydana gelir ve her parça az ya da çok kendine özgü bir durma noktasından algılanır. Ayrıca bir yüzey bir diğerine, bunlar bir araya gelecek şekilde eklenir ve bu özel bir ruhsal edimle yapılır. Sonuç olarak bir görsel imge sadece bu biçimde, ardışık bir düzenlemeyle oluşabilir, tamamlanmış bitmiş olarak ortaya konmaz. İnsan bilincinde herhangi bir imge sadece tek bir durma noktasından algılanmaz, aksine burada, görme ediminin doğasına uygun olarak çok merkezli bir perspektif söz konusudur. Bunların yanı sıra, diğer gözün, örneğin sağ gözün gördüğü yüzeylere ek yüzeyler, yani sol gözün algıladığı yüzeylerin de eklendiğini düşünürsek, bu şekilde biçimlendirilmiş bir temsilin ikonalarda görülen binalarla benzer olduğunu kabul etmemiz gerekir. Şu andan itibaren tartışmaya ancak, böyle bir çokmerkezlilikte ulaşılmak istenen derecenin ölçüsü ya da istenilen güce ulaşılıp ulaşılmadığını sorgulayarak
Yaşamsal olgular bütünlüğü içinde biz tek şeysek, zihinde; orada aynı anda her şeyiz. Bu diyalektiğin bizde yarattığı acıdır gerçeklik. Mesele; bu gerçeklikle nasıl başa çıkacağamızda. Daha holistik yaklaşacak olursak, içinde olduğumuz bu şeyi nasıl estetize edebiliriz? Bir de anlam yaratıcılarının yarattıkları anlamlar içinde anlamsızlaşması var. Pek tabii kaçamadığımız bu anlamsızlığın içinde biz de sürükleniyoruz. Anlam; üzerine düşününce anlamsızlaşan, düşünmeyince de yok olan bir şey. Sanırım en mantıklı yol; içine düştüğümüz anlamı ifrat ve tefritten korumak. Peki, mutedil olana nasıl karar kılacağız?
Puan vermedi·160 syf.··
2022 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2022 23:58
Eril tahakküm, kulağa çok feminist bir söylem gibi geliyor ama buna sosyolojik bir kavram olarak yaklaşılırsa daha tarafsız yorumlanabilir diye düşünüyorum. Yakın/uzak hemen hemen çoğu etkileşimin açık veya kapalı psikolojisi eril tahakküme tabidir. Üstelik bu tahakküm biçimi sanıldığı kadar da bilinçli bir eylem değil. En azından 21.yy bazında düşünecek olursak eril yönetim biçimi tayini kümülatif bir ilerleyişle sindirildiğini Bourdieu’nün bu eseri ile yorumlayabiliyoruz. Bourdieu’nün “habitus” kavramı çok önemli. Kitabın ağırlık merkezi bu kavram üzerine kurulu. Habitus; bedene dönüşmüş toplumsallıktır. Diğer bir ifade ile, egemen sınıfların kendi kodlarını egemenlik altındakilere -pek de farkında olmaksızın- iş bölümü, alışkanlık, beğeni, dil, davranış ve karaktere empoze etmesi durumudur. Bu çerçevede cinsleştirilmiş habitus ayrımını yaparak eril habitus ve dişil habitus şeklinde bedeni tabi olduğu kurallara ayrıştırır. Dünyadaki her şeyi ve pratikleri eril ve dişil karşıtlığına indirgeyerek iş bölümünden, zevksel eğilimler ve düşünsel odaklara kadar ayrıştırılır. Erkekler dış taraftan(aktif), Kadınlar iç taraftan(pasif) sorumludur. Bu tarafların görevlerine detaylıca yer verir. Bu ayrıştırma aile ile başlayıp, eğitim, din, politika, iş bölümü ve bedenin kapitalleştirilmesi ile devam ediyor. Eril tahakküm, tam anlamıyla hayata geçebilmek için tüm şartları bir arada sağlar. Sistem, evrensel olarak erkeklere üstünlük atfeder. Bu hayatın her alanına kamusal veya özel olarak sinmiştir. Eril tahakküm ile dişil itaat arasındaki sınırı tanıma ve kabullenmeye yönelik pratik edimler sistem tarafından tetiklenir. Dişil itaat çoğu zaman bilmeden, kimi zaman da istemeden bu duruma katkıda bulunur. Sindirilen bedensel hexisin yok edilmesi için bu sorunu ele alan siyasi bir
Eril TahakkümPierre Bourdieu · Bağlam Yayıncılık · 2014340 okunma