Adı:
Eril Tahakküm
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055809980
Kitabın türü:
Çeviri:
Bediz Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bağlam Yayıncılık
Erkek veya kadın olarak, kavramaya çalıştığımız nesnenin içinde yer alarak, eril düzenin tarihsel yapılarını algılama ve değerlendirmenin bilinçsiz şemaları biçiminde bünyemize katmış durumdayız; bu nedenle de, eril tahakkümü düşünürken, kendileri de tahakkümün ürünü olan düşünme biçimlerine başvurma riskini taşıyoruz. Bu döngüden kurtulmayı umut edebilmemizin tek koşulu, bilimsel nesnelleştirme konusunu nesnelleştirmek için pratik bir strateji geliştirebilmek. Burada benimseyeceğimiz bu strateji "anlama kategorileri"ni -ya da, Durkheim'in isimlendirdiği şekliyle, dünyayı inşa ettiğimiz "sınıflandırma biçimleri"ni (ancak, bu dünyanın ürünleri oldukları için, fark edilmez olmalarına rağmen bunlar da dünyayla uyum içindedir)- araştırmayı amaçlayan transandantal bir düşünme alıştırmasını bir tür laboratuar deneyine dönüştürmekten ibarettir: bu deneyde, hem egzotik hem de aşina, hem yabancı hem de tanıdık özgün bir tarihsel toplumun -Kabil Berberileri- nesnel yapıları ve bilişsel biçimleri etnografik çözümlemesi, erkekmerkezli bilinçdışının kategorilerinin nesnelleştirilmesini harekete geçirmeye yetkin bir sosyo-analiz aracı olarak kullanılacaktır.
-Pierre Bourdieu-
(Tanıtım Bülteninden)
Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)
Sonuç olarak "Cesaret" denilen şeyin kökü çoğu zaman bir tür korkaklıktadır. Buna ikna olmak için erkekleri cinayete, işkenceye ya da tecavüze iten tüm o durumları hatırlamak yeterlidir. Zira tahakküm, sömürü veya baskıya yönelik istek, içinde zayıflığa yer olmayan "erkekler" dünyasından dışlanmaya dair o erkeksi korkuya dayalıdır.
Pierre Bourdieu
Sayfa 71 - BAĞLAM
Görüldüğü gibi erkeklik, ziyadesiyle ilişkisel bir kavramdır: erkeklik, diğer erkeklerin önünde ve onlar için, kadınlığa
karşıt olarak ve herşeyden önce kişinin kendi içindeki bir tür dişil
korkusu içinde inşa edilmiştir.
Pierre Bourdieu
Sayfa 71 - Bağlam Yayınları
Görüldüğü gibi erkeklik, ziyadesiyle ilişkisel bir kavramdır: erkeklik, diğer erkeklerin önünde ve onlar için, kadınlığa karşıt olarak ve her şeyden önce kişinin içindeki bir tür dişil korkusu içinde inşa edilmiştir.
Pierre Bourdieu
Sayfa 71 - BAĞLAM
Sonuç olarak “cesaret” denilen şeyin kökü çoğu zaman bir tür korkaklıktadır: buna ikna olmak için erkekleri cinayete, işkenceye ya da tecavüze iten tüm o durumları hatırlamak yeterlidir, zira tahakküm, sömürü veya baskıya yönelik istek, içinde zayıflığa yer olmayan “erkekler” dünyasından dışlanmaya dair o erkeksi korkuya dayalıdır. Bazen “sert adam” olarak nitelendirilen
erkekler aslında kendi acılarına, ama özellikle başkalarının acılarına karşı sert ve acımasızdırlar; katillerde, işkencecilerde yahut tüm diktatörlüklerin veya tüm “total kurumlarm” tetikçilerinde, hatta hapishane, kışla veya yurt gibi çok daha sıradan kurumlarda böyledir bu; fakat ayrıca, neoliberalizmin kutsadığı yeni savaşçı patronlar da çoğu zaman bedensel bir cesaret sınavına tabi tutulurlar ve onlar da ihtiyaç fazlası çalışanlarını kapının önüne koyarak erkekliklerini ispat ederler
Pierre Bourdieu
Sayfa 71 - Bağlam Yayınları
Cinsel ilişkinin bir tahakküm ilişkisi olarak belirmesinin nedeni,aktif olan erkek ile pasif olan kadın arasındaki temel ayrım ilkesi dolayımında inşa edilmiş olmasıdır; bu ilke arzuyu yaratır,düzenler,dışa vurur ve yönlendirir. Eril arzu,erotikleşmiş tahakküm olarak sahip olma arzusudur; dişil arzu ise eril tahakküme yönelik erotikleşmiş itaat,hatta,bir anlamda,tahakkümün erotikleşmiş halde kabul edilmesidir.
Pierre Bourdieu
Sayfa 35 - Bağlam yayınları
Bir başka deyişle, kadınları ölçmeye yarayan normların evrensellikle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Evrenselci denilen feminizm,tahakkümün etkisini ve hükmedenin görünüşteki evrenselliğinin hükmedilenle arasındaki ilişkiye ne kadar çok şey (burada erkeklikle ilgili herşey) borçlu olduğunu gözardı ettiği için, insanoğlunun evrensel tanımına, kadınlarla zıtlık içinde inşa edilmiş olan eril erkeğin tarihsel özelliklerini kaydeder. Oysa farklılaşmacı adı verilen feminizm de, hâkim tanımın, tarihsel tahakküm ilişkisine ve onun açısından belirleyici olan farklılığın araştırılmasına ne kadar çok şey (nihayetinde erillik, dişil-olmayandan başka nedir ki?) borçlu olduğunu gözardı ettiği için, o da dişil deneyimi değerli kılma çabasında bir tür yumuşak özcülüğe düşmekten kurtulamaz: tıpkı Senghor’un savunusunu yaptığı zencilik (negritude) tanımının,siyahlara ilişkin hâkim tanımın kimi unsurlarını barındırması gibi (mesela duyarlılık), bu feminizm de, “farklılığın” ancak mütehakkimin bakış açısmı hükmedilenler üzerine uygulandığında ortaya çıktığını ve farklı olmaya çalıştığı şeyin tam da tarihsel bir farklılaşma ilişkisi olduğunu unutur.
Pierre Bourdieu
Sayfa 83 - Bağlam Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eril Tahakküm
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055809980
Kitabın türü:
Çeviri:
Bediz Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bağlam Yayıncılık
Erkek veya kadın olarak, kavramaya çalıştığımız nesnenin içinde yer alarak, eril düzenin tarihsel yapılarını algılama ve değerlendirmenin bilinçsiz şemaları biçiminde bünyemize katmış durumdayız; bu nedenle de, eril tahakkümü düşünürken, kendileri de tahakkümün ürünü olan düşünme biçimlerine başvurma riskini taşıyoruz. Bu döngüden kurtulmayı umut edebilmemizin tek koşulu, bilimsel nesnelleştirme konusunu nesnelleştirmek için pratik bir strateji geliştirebilmek. Burada benimseyeceğimiz bu strateji "anlama kategorileri"ni -ya da, Durkheim'in isimlendirdiği şekliyle, dünyayı inşa ettiğimiz "sınıflandırma biçimleri"ni (ancak, bu dünyanın ürünleri oldukları için, fark edilmez olmalarına rağmen bunlar da dünyayla uyum içindedir)- araştırmayı amaçlayan transandantal bir düşünme alıştırmasını bir tür laboratuar deneyine dönüştürmekten ibarettir: bu deneyde, hem egzotik hem de aşina, hem yabancı hem de tanıdık özgün bir tarihsel toplumun -Kabil Berberileri- nesnel yapıları ve bilişsel biçimleri etnografik çözümlemesi, erkekmerkezli bilinçdışının kategorilerinin nesnelleştirilmesini harekete geçirmeye yetkin bir sosyo-analiz aracı olarak kullanılacaktır.
-Pierre Bourdieu-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Ahmet Y
  • kyra
  • daral_1988
  • Azad Pamuk
  • SAKINCALI PIYADE
  • Dengbej
  • Ahmet
  • Nupel Da
  • Taylan Özkan
  • Sedat Aktaş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (2)
9
%37.5 (3)
8
%25 (2)
7
%12.5 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0