İnsanlara "En büyük hayalin nedir?" diye sorduğunuz zaman çok büyük bir kesimin dünyayı gezmek, seyahat etmek olduğunu söylemesi kimseyi şaşırtmaz sanırım. Eğer hayaliniz dünyayı gezmek ise bu kitabı muhakkak okumalısınız. Seyahat etme itkisinin tarihsel gelişimini anlatan oldukça akıcı ve zihinde canlandırması hoş bir yolculuk.
Primitif insandan, modern insana doğru gelişen seyahat çizelgesini aktarıyor. Eski zamanlarda seyahat etmek çok külfet ve hayati tehlikesi yüksek bir deneyim olarak görünürmüş. Balta girmemiş ormanları, okyanusları, denizleri, nehirleri, vahşi hayvanlarla dolu doğayı, yolların dahi olmadığı dağları, tepeleri, denizlerdeki korsanları, yeryüzündeki eşkiyaları aşıp bir yerden bir yere varmak. Yolculukların yürüyerek veya at üstünde 8 ay, 1 yıl, 2-3 yıl sürdüğü bir evrende siz bir yerden bir yere seyahat eder miydiniz? Etmişler. Hem de büyük bir tutku ile seyahat etmişler. Maalesef tüm bu dünya sadece erkekler için geçerli, kadınların tek başına dahil olabildiği süreçler olamamış. Ama yine de tüm bu modern şehirleşme ve ulaşım ağını o dönemdeki insanların seyahat etme tutkusuna borçluyuz.
Seyahat etmek ilk olarak besin bulabilmek için başlamış. Yerleşik yaşama geçildikten sonra ticaret için sık sık seyahat edilmiş ama bu durum sayıları çok az olacak şekilde devam etmiş. Ticaret için seyahat edenler bu yolculukta başlarından geçenleri ve gördükleri yerleri o kadar mübalağa aktarmışlar ki, seyahat etmek herkesin tek tutkusu olmaya başlamış. Seyahat eden insanlar en saygın gören insanlar olmaya başlamış. Devletin erkanlarına seyahat edenler getiriliyor. Krallar, kraliçeler yüzlerce atlılardaki lüks yükleri ile seyahat ediyor, farklı iş kollarında çalışmadan önce herkes çıraklarını seyahat etmeye yolluyor. Filozoflar, öğrenciler, hac görevi için