Mel

Özel kültür tekellerinin egemenliği altında “tiranlık bedeni özgür bırakır ve saldırısını ruha yöneltir. Hükümdar artık, ‘Benim gibi düşünmelisin ya da ölmelisin,’ demez. Şöyle der: ‘Benim gibi düşünmemekte özgürsün; yaşamın, malın, mülkün, her şeyin sende kalacak, ama bugünden itibaren aramızda bir yabancısın.’ Uyum sağlamayan herkes, ekonomik yoksunluğa mahkûm edilir ve bu, garip münzevilere atfedilen zihinsel yetersizlikte sürdürülür. İnsan bir kez işleyen sistemin dışına atıldı mı, onu yetersizlikle suçlamak kolaydır. Arz-talep mekanizması günümüzde maddî üretim alanında dağılmaya yüz tutarken, üstyapıda egemenlerin yararına işleyen bir denetim mekanizması olarak iş görmeye devam eder. Tüketiciler, işçiden ve memurdan, çiftçiden ve küçük burjuvadan oluşmaktadır. Kapitalist üretim bedenlerini ve ruhlarını öyle bir kuşatmıştır ki, önlerine konan her şeye direniş göstermeden kapılıverirler. Hükmedilenlerin, hükmedenlerce dayatılan ahlakı onlardan fazla ciddiye alması gibi, günümüzün aldatılan kitleleri de başarı miline gerçekten başarılıolmuş kişilerden çok daha fazla kapılırlar. Kitlelerin kendilerine göre istekleri vardır. Onları köleleştiren ideolojide şaşmaz biçimde ısrar ederler. Halkın kendine yapılan kötülüğe beslediği tehlikeli sevgi, yetkili mercilerin kurnazlığını bile geride bırakır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mirandola, insan onuruyla ilgili bir konuşmasında, insanların günlük hayatını yönetmek ve onların işlerini takip etmekten Tanrı'nın çekilmesi gerçeğini makul bir şekilde özetleyerek bunun altını çizmiştir. Tanrı, der Mirandola; insanı belirsiz fıtratta bir varlık olarak yarattı ve onu evreninin ortasına yerleştirdi, ona şunu söyledi: 'Ne (sana ait belirli bir yer) kurulu bir yer ne de sadece sana ait bir form, yahut hiçbir özel fonksiyon vermedik, Ey Adem, bundan dolayı arzu ve kararına göre hangi mekan, hangi form ve hangi fonksiyon istersen istediğine sahip olabilir ve yapabilirsin ... sen, hiçbir limitle sınırlandırılmadın, kendin için kendi fıtratını (doğanı) belirle . .
Moda, kimlik problemleri ve ütopyanın dönüşümü ile ilgili araştırmalar William Blake'in dünyayı içerisinde 'görmeye çalıştığı' kum taneciklerine benzer. Başka bir deyişle, 'sonsuzluğu avucunun içinde tut' ve onu sıkı tut. Bu, birkaç kum tanesinin içinden görülen dünya, biz akışkan modern çağın yerlilerinin hep birlikte yaşadığımız dünyadır. Düşüncelerinizin seyrinde yakaladığınız sonsuzluk, bizim Lebenswelt'imiz (şimdi deneyimlediğimiz dünyamız) deneyimlerimizin dünyasıdır, bir başka deyişle yaşadığımız dünyadır. Kültürün tarihsel emirleri altında bizler ve başka sanatçılar tarafından şekillendirilmiş bir dünyadır.
Mrozek, içinde yaşadığımız dünya ile bir maskeli balo arasında yakın benzerlikler gördü, "kendi benliklerini aramak için toplanmış insanlarla çevrelenmiş ... sonsuza kadar değişebilirsiniz, ne sınırsız bir özgürlük. . . Öyleyse kendi benliğimizi arayalım, ne kadar eğlenceli, bu hiçbir zaman bulamamak şartıyla gerçekleşiyor. Ve sonra parti bitecek.

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
8 günde okudu
·
2022 45. kitabı
Theodor W. Adorno
8.5/10 · 350 okunma