*** Sovtçinski’ye göre müziksel yaratım, öncelikle zamanın (kronos’un) müziğe özgü bir yaşantılanmasına dayanan ve doğuştan var olan bu sezgiler ve olanaklar bileşimidir; müzik eseri bize zamanın işlevsel gerçekleşmesini verir yalnızca. Herkesin bildiği gibi, zaman öznenin içsel eğilimlerine ve bilincini etkileyen olaylara göre değişen bir hızla geçer. Bekleyiş, sıkıntı, elem, zevk ve acı, derin düşünce, bütün bunlar böylece aralarında hayatımızın kendini açtığı farklı kategoriler gibi görünmeye başlar ve her biri özel bir psikolojik süreci, belli bir tempoyu belirler. Psikolojik zamandaki bu değişmeler ancak gerçek zamanın, yani ontolojik zamanın -ister bilinçli ister bilinç dışı olsun- birincil duyumuyla ilişkilendirildiklerinde algılanabilir hale gelir.
*** Müziksel zaman kavramına özel karakterini veren, bu kavramm psikolojik zaman kategorileriyle birlikte olduğu kadar bu kategorilerin dışuıda da doğup gelişmesidir. Bütün müzik, ister zamanın normal akışına teslim olsun ister kendini ondan ayırsın, zamanın geçişi (yani müziğin kendi süresi) ile müziğin kendini belli etmesine yarayan maddi ve teknik araçlar arasında özel bir ilişki, bir tür kontrpuan kurar. Sovtçinski böylece bize iki çeşit müzik sunuyor. Bunlardan birincisi ontolojik zaman süreciyle paralel gelişir, onu kucaklayıp içine nüfuz eder, dinleyicinin zihninde bir zindelik ve -denebilirse- bir “dinamik sükûnet” duygusu uyandırır. Diğer tür müzik bu sürecin önünde gider ya da ona aykırı düşer. Anlık tonal birimlerin her birinde kendi kendine yeten bir durumda değildir. Çekim ve ağırlık merkezlerini yerlerinden çıkarır ve kendini kararsız olanın içinde kurar; bu yüzden de özellikle bestecinin coşkusal dürtülerinin tercümesine uyarlanabilen bir türdür. İfade isteğinin baskın olduğu bütün müzikler bu