M

9/10
·208 syf.··
2020 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2020 03:03
Nurdan Gürbilek'in kitapları içindekiler kadar kapak tasarımlarıyla da dikkat çekici. Yine üzerinde düşünülmüş bir kapak tasarımı. Kırılmış bir fincan, altın tozuyla kırık yerlerinden yeniden birleştirilmiş, "İkinci Hayat" şansı tanınmış.. Bu yüzyıllardır Japonya'da sanat haline gelen ve en değersiz seramiği bile sanat eserine dönüştüren, "Kintsugi" adı verilen bir gelenek.. Bu sayede kırılan porselen ve seramikler çöpe atılmak yerine, çok estetik bir biçimde onarılarak, yeni bir görünüme kavuşuyor. Böylece geçmişin izleri daha değerli ve anlamlı bir hale geliyor. Kaçmak, kovulmak ya da geri dönmek üzerine yazılar. Ve daha önce yazılmış olanlar ya da bunları konu alan filmler.. Hani bir zamanlar çarparak çıktığımız o kapıya, nasıl koşarak geri döndüğümüz; Ama ne bıraktığımız yerin o eski yer, ne de bizim eski biz olmadığımızı anladığımız dönüşler, o bilindik duyguları anımsatan, içimizi hüzünle dolduran yazılar.
İkinci HayatNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 2020418 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·197 syf.··
2020 2. kitabı
Litvanyalı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Vilnius`da dünyaya gelen yazarın gerçek adı Roman Kacew'dir. Ve bildiğimiz diğer adıysa Romain Gray'dir. Emile Ajar ise yalnızca bir takma addır. Bir süre Polonya'da yaşayan daha sonra Fransa`nın Nice şehrine göç eden, aldığı hukuk eğitimin ardından, diplomatlık, kitap ve senaryo yazarlığı, film yönetmenliği yapan yazar, bir yazarın yalnızca bir defa alabileceği Goncourt ödülünü, Romain Gray ve Emile Ajar ismiyle 2 kez alır. Romain Gray edebiyatı ve kitapları okurlar tarafından öyle beğenilir ki, bir dönem kitapları Camus'un yazdığı söylentileri çıkar. Bu söylentilere cevap bile vermez. Ama bir süre sonra edebiyat eleştirmenleri ona yine taş atmaya başlar ve Romain Gary tükendi, artık kendisini tekrar etmeye başladı, şeklinde yorumlar yaparlar. Gary yine her zaman ki duruşunu sergiler ve hiç tartışmaya girmez ama kitaplarını Emile Ajar adıyla yayınlamaya başlar.. "Onca Yoksulluk Varken" de bu kitaplardan biri.. Emile Ajar adıyla da satış rekorları kıran ve çok ses getiren yazar için bu defa eleştirmenler, "muhteşem yazar" ifadelerini kullanırlar. Gerçek kimliği ise, 1980 yılında intihar ederken bıraktığı, "kendim olmaktan cok sıkılmıştım" dediği mektupla ortaya çıkıyor ve bu mektubunu “Çok eğlendim, teşekkür ederim. Hoşçakalın.” diye bitiriyor. Işte o zaman Emile Ajar'ın kim olduğunu öğreniyoruz ve dünya aynı anda iki yazarını birden kaybediyor. ... “Sevdiğin yüzünden deli oldun,” dediler. “Yaşamın tadını yalnız deliler bilir,” dedim. Yafî’nin bu dizeleriyle başlıyor roman.. Annesi, fahişe olduğu için bakımını üstlenemediği Momo'yu, yine eski bir fahişe olan Yahudi, Madam Rose isimli kadına bırakıyor.. Büyümüş de küçülmüş derecede olgun ama yalnızca 10-14 yaşlarında bir çocuk olan Momo'nun yetişkinlerin gözünden
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 20095,8bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2020 1. kitabı
Eros'un Istırabı... Byung Chul Han'dan oldukça kısa ama yine dolu dolu didaktik bir deneme kitabı. Chul Han'ın kitaplarını günümüz ve bizler için bu kadar önemli yapan şey; Chul Han'ın bizimle aynı çağda yaşıyor olması. Bizimle aynı çağda yaşayıp, ortak sorunlarımıza bizzat şahit olması.. Üstelik, uzun zamandır tüm felsefeleri tekrar etmekten başka hiçbir şey yapılmayan, neredeyse kimsenin yeni bir şeyler söylemediği bir zamanda, Chul Han'ın hiç de uzak olmadığımız ortak sorunlarımızı irdeleyip, bir türlü cevap bulamadığımız sorularımızı cevaplamaya çalışıyor olması.. Kitabın ilk bölümü "Melancholia" başlığını taşıyor ve bu bölüm "Melancholia" filminden alıntılar içeriyor. Eğer bu kısmı daha iyi anlamak isterseniz filmi izlemeniz gerekebilir. Eğer benim gibi, doğuran kitapları (Kitap ve Film tavsiyeleri ya da konu gereği alıntılar barındıran yapıtlar) seviyorsanız, mutlaka izleyecekseniz.. Adından da anlaşıldığı üzere, Kitabın temel konusu Aşk! Chul Han, kitapta Aşk'ın tanımını yaparken, Aşk'ın, Başka (Öteki)'nın, bizim dışımızdaki varlığını kabul etmekle başladığını, onu bizden bağımsız ve olduğu gibi yaşayabildiğimiz zaman aşk'tan söz edebileceğimizin üzerinde yoğunlaşıyor. Bir de, artık neden aşık olamıyoruz, sorusunun cevabını veriyor.. Sürekli mutluluğa, pozitifliğe, eyleme, hıza, yüksek beklenti odaklı yaşamaya şartlandığımız ve negatif duygulardan, acıdan kaçtığımız, aşkı içine düşülmemesi gereken yakıcı, yıkıcı negatif duygularla betimlediğimiz için artık aşık olamıyoruz. Negatiflikten kaçarak mutlu olacağımızı sanıyoruz, olumsuzluklardan acılardan kaçıyoruz ve birbirini tekrar eden temelsiz yapay hazlar yaşıyoruz.. Sonunda sınırsız hazzın doruklarında bir süre kaldıktan sonra, ne yazık ki depresyona yakalanıyoruz.. Oysa Chul Han'ı dediği gibi "Salt pozitif
Eros'un IstırabıByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20191,500 okunma
Puan vermedi·76 syf.··
2017 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2017 22:35
* Bunca zaman, güzel bir filmin fragmanını izlemiş ya da harika bir kitabın tanıtım yazısını okumuşum hissine kapıldım, bugün Didem Madak ve uçurtma gibi dallarına takılıp kaldığı Ahlat Ağacıyla tanışınca, geç kalışıma hayıflanarak... Ahlat Ağacı,  Ah'lar Ağacıydı onun için... "Ahlat ağacı,  Ahların Ağacıydı,  Cezayir nasıl cezaların ülkesiyse" Ah... Ünl. : Sesin tonuna göre pişmanlık,  öfke,  özlem,  beğenme gibi duyguları anlatır. (TDK) Didem Madak'ta sesinin tonunu Ahlat Ağacına emanet edip, kimi zaman iç sesiyle konuştuğu bir dille yazmış şiirlerini ve şiir nedir'in cevabını, kimi zaman bir reçel kavanozunda,  kimi zaman anılarla dolu bir çocuklukta, kimi zaman anne özleminde, kimi zamanda tırnaklarla düzeltilmiş çokomel kağıtlarında buluyorsunuz. Sözler... "Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan" Evet "Ama yazgısını yaldızlı çokomel kağıtları gibi, tırnaklarıyla düzeltemiyor insan" ..... * 2015 yılında yazılmış mini bir inceleme..
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,3bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2019 108. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2019 23:07
Byung-Chul Han Güney Kore doğumlu bir Alman filozof ve kültürel teorisyendir. Chul Han kitaplarında genellikle; Ahlak, kültür, popülarite, estetik, toplum, din, açıklık, literaturel porno, sosyal medya ve iletişim konularını ele alır. Kısacası hepimizi ilgilendiren, çağımızın gerçeklikleriyle dolu, içine düştüğümüz yaşam karmaşasında kaçırdığımız onca detayı kafamıza "dan" diye indiren, yani farkındalığı arttıran kitaplar yazıyor Chul Han.. Zamanın Kokusu kitabında ise, hepimizin uzunca bir süredir yakınıp durduğu bir konuya açıklık ve çözüm önerileri getiriyor. "Zamanın hızlanması, su gibi akıp gitmesi.. Ellerimizden kayıp yok olması hissine..." Bunun için bize sıklıkla zamanda bulunmayı, yani yaşadığımız anın içerisinde, şimdisinde olmayı, hissederek, düşünerek (tevekkül) yaşamayı yeniden öğrenmemizi... Zamanın kokusunu yeniden kazanmak için; deneyimi düşünceyle harmanlamayı, deneyimin içinde bulunma yöntemlerini geliştirmemizi öneriyor. Bir diğer önemli nokta ise, Chul-Han’ın “Zamanı anlamlı kılan şey aynılığı değil, farklılığıdır” dediği kısım.. Çünkü, farklılığın olmadığı yerde karşımıza “aynılık” kavramı çıkıyor. Aynılık, sıkıcı ve heyecansız bir cehennemdir. Cehennem tasvirleri aynılık hikayeleriyle doludur, süregelen ve bitimsiz hikayeler.. "Sürekli devam eden, değişmeyen, değişmedikçe daha çok acı veren olaylar silsilesidir cehennem." ... Felsefi denemeleri seviyor ve güncel konulardaki farkındalığınızı artırmak istiyorsanız... Zaman ve mekânın pek de anlamının kalmadığı günümüzde; derin düşünceyi, deneyimi hissederek yaşamayı elimizden alan hızlanmayı anlamak, ona daha yakından bakmak için, Zamanın Kokusu bir anahtar olabilir.. ... “Kusura bakmayın ama gerçekler bunlar…” adlı röportajında Chul Han hayat üzerine şunları söylüyor; “Zaten hayatın
Zamanın KokusuByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20181,381 okunma