Ahmet Ümit, bu öykü kitabında bizi alışık olduğumuz "polisiye" kurgusunun biraz dışına çıkarıp, insan ruhunun en tekinsiz köşesine, yani aşka götürüyor. Kitabın ismi ilk bakışta kışkırtıcı gelse de sayfaları çevirdikçe bu benzetmenin arkasındaki o saf sadakati, yeri geldiğinde alçalmayı ve vazgeçemeyişi görüyorsunuz.
Her öyküde aşkın farklı bir yüzüyle karşılaşıyoruz: Kimi zaman bir cinayetin motivasyonu, kimi zaman ise yaşayan bir ölünün tek sığınağı.
Yazarın o kendine has polisiye dokunuşları öykülerin gizemini korurken, odağın her zaman "insan psikolojisi" olması kitabı bir solukta bitirmenizi sağlıyor.
Ümit’in İstanbul betimlemeleriyle birleşen o akıcı üslubu, karakterlerin içsel hesaplaşmalarını adeta birer suç mahalli gibi önümüze seriyor. "Aşk mı daha tehlikeli yoksa bir katil mi?" sorusunu sorduran, bittiğinde uzun süre düşündüren sarsıcı bir eser. Aşkın bazen en büyük ödül, bazen de en ağır ceza olduğunu hissetmek isteyen her okurun kütüphanesinde olmalı.
Aşk KöpekliktirAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202017,2bin okunma
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatıp rafa kaldırmazsınız; sanki o sokağın bir köşesinde sizin için bir sandalye atılmış gibi hissedersiniz.
İclal Aydın, Salkım Sokak No:3 ile bize tam olarak bunu yaşatıyor; bir roman kapağını değil, çocukluğumuzun tozlu ama huzurlu perdesini aralıyor.
Kitap, isminden kapağına kadar buram buram samimiyet kokuyor. O iki küçük çocuğun gün batımındaki silueti, aslında kaybettiğimiz ya da bir yerlerde unuttuğumuz o saf neşenin temsili.
İclal Aydın, günümüzün o hızlı ve mekanik dünyasından bizi çekip alıyor. Sokakta oynanan oyunların, komşu teyzenin uzattığı bir dilim salçalı ekmeğin kokusunu burnunuza kadar getiriyor.
Yazar, sadece bir adres anlatmıyor. O adreste yaşayanların kırgınlıklarını, umutlarını ve birbirine pamuk ipliğiyle değil, yürekten bağlı oluşlarını ilmek ilmek işliyor.
Akıcı, yormayan ama bir o kadar da kalbe dokunan bir üslup, çünkü hepimizin özlediği o "mahalle" duygusuna hitap ediyor.
Kitabı okurken kendimi sürekli kendi çocukluğumdaki o sokakta yürürken buldum. Salkım Sokak aslında hepimizin bir zamanlar yaşadığı, sonra büyüyüp terk ettiği ama kalbinin bir köşesinde hep sakladığı o sığınak.
Büyüdükçe sokaklar küçülür sanırdım, oysa büyüdükçe küçülen bizim kalplerimizmiş. Salkım Sokak No:3’te bıraktığımız o çocuklar hala orada, güneşin batışını bekliyor.
Eğer hayatınızın bu döneminde "huzur" ve "aidiyet" temalı bir kurgu arıyorsanız, bu adrese mutlaka bir şans verin. Bazı binalar okunmak için değil, yaşanmak için yazılmıştır.
O labirentler çok aptalca ! Ve o resimlerde aptalca!
Ben bir adam ve bir kadın resmi çizmek istiyorum, ama insanlar hakkında yalan söylemek istemiyorum..