Bir hikaye okumuştum. Adamın biri adliye karşısındaki arzuhalcilere başından geçenleri anlatmış. Adam anlattıkça arzuhalci yazmış. Sonunda arzuhalci yazdığı dilekçeyi adama okumuş. Adam başlamış ağlamaya. Demiş ki, vay benim başıma neler gelmiş!
Kelebeğin mumum ateşinde yanması yanmayı beceremeyenler için bir teselli kaynağı değildir, sadece imrenilesidir.
Isınmak için değil, ışıtmak için yanar kelebekler. Çığlık atmadan sessizce kavrulurlar yârin ateşinde. Yazgıları böyledir. Ağlayamazlar.
Bilmeyenler, kendi zanlarının, kendi görüşlerinin, kendi bilişlerinin, ısrarla hak olduğunu iddia etmekte sadece mazur değil, aynı zamanda haklıdırlar. Çünkü zannettikleri, gördükleri, bildikleri o kadardır.