Muhammed Melih karslı

Binâenaleyh: "Lozan Muâhedesinden sonra, İstiklâl mücadelesi dahili düşmana tevcih edildiği zaman, kafası ezilecek olan düşman, teokrasi olmuştur. [...] Bu muzır zihniyet yüzündendir ki bütün Türk milleti, göze görünmez kafeslerin arkasında, Garb kültüründen uzak, menbai Arabistan çöllerinde bulunan ruhanî ve şer'î kanunların tesiri altında yaşamağa mecbur bulunuyordu." (Tekinalp 1936: 94)
Sayfa 45·Kitabı okudu
Reklam
Elbette, mes'ele bununla kalmıyor; daha doğrusu asıl mes'ele zâten bu değildir. Asıl mesele, kadîm devirde "medeniyetin pişdarlığını yapan ecdâdımıza lâyık olarak", bugünün ileri Avrupa medeniyetini benimsemektir. Bunda da gocunacak bir taraf yoktur; çünki "Avrupa kültüründeki kıdem hakkı bizimdir"; şöyle ki: "Türk milletinin intisab etmiş olmakla iftihar duyduğu Hitit medeniyeti, bugünkü Avrupa medeniyetinin müvellidi Yunan-Roma medeniyetini doğuran İyonya medeniyetinin anasıdır". (Tekinalp 1936: 154-155) Demek ki Avrupa medeniyetini benimsemekle, hakikatte aslımıza rücû etmiş oluyoruz...
Sayfa 41·Kitabı okudu
1936'da Türkçe, 1937'de Fransızca (ve peşinden de Çekce) olarak neşredilen KEMALİZM, Rifat Bali'nin T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi vesîkalarıyla meydana koyduğu veçhiyle (Bali 2012: 1/95-100), CHP Umûmî Kâtibi (1946-1947'de Başvekil) Recep Peker'in (1889-1950) teftîşinden geçtikten ve bâzı tashîhler yapıldıktan sonra, tamâmen resmî müsaade ve destekle (kendi tâbiriyle "muhterem Partinin tensîb ve tasvîbiyle" -Landau 1996: 374) neşredilmiştir ve bu bakımdan sadece Tekinalp'in fikir ve tesbîtlerini değil, o devrin resmî siyasetini (ve Sahibinin Sesini) aksettirmektedir; yâni (en azından) yarı-resmî bir neşirdir.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Kemalizm'in husûsen 15 ve 16. Bölümleri (Tekinalp 1936: 129-158), "Kemalist Târih Tezi'ne veyâ (daha ziyâde dili öne çıkaran) diğer ismiyle "Güneş-Dil Teorisi"ne tahsis edilmiştir. Yalnız, her ne kadar bunları "Dilin Türkçeleştirilmesi" başlıklı 17. Bölüm tâkîb ediyorsa da, bunlarda, bu tezin dil meselesine tatbîki görülmüyor. Müsbet ilim bakımından ancak bir hezeyân olarak değerlendirilebilecek teze gelince, kısaca bu, târîhin ilk medenî milletinin -târîhleri binler ve binlerce sene gerilere giden- Türkler olduğu, medeniyetin bütün dünyaya Türklerin eliyle yayıldığı, bu çerçevede, Mezopotamya medeniyetini başlatan Sümerlilerin, "Girid, Lidya ve İyonya adile maruf kültür merkezini vücude getiren Ege medeniyetini" kuranların, Hititlerin, "Yunan-Lâtin medeniyetini yaratan Etrüsklerin", v.s. Türk ırkına mensûb bulunduğu ve bu sebeble de dillerindeki kültür kelimelerinin Türkçe menşêli olduğu gibi iddialardan ibârettir. "Türk ırkı"na gelince, bu tez sâyesinde, artık "Türkün, Mogol veya Mongoloid ırkına değil, Alplı ve brachycéphale [brakisefâl Arî / Avrupalı] ırkına mensub olduğu öğrenilmiş" (Tekinalp 1936: 133), ...
Sayfa 40·Kitabı okudu
"(Kemalist) realizm, milleti uçurumun kenarına sürükliyen dini tasavvufa karşı bir aksülameldir. [...] Halk Partisinin altı remzinden her birisi bir aksülamelin neticesidir. [...] Yeni Türkiye eski rejime karşı, dinî taassub taraftarı ve teokratik olan meşum maziye karşı aksülamel olarak laiktir. Türkiye şunu göz önünden uzak tutamaz ki Türk'ün milli şuurunu kaybetmiş olması, kendisini garb kültüründen ve garb medeniyetinden uzaklaştıran dinî şuurun tazyik ve tahakkümünden ileri gelmişti..." (Tekinalp 1936: 295, 296-297)
Sayfa 39·Kitabı okudu
Reklam