Düşünce ve kelimelerin karmaşık işleyişini nasıl çözdüm bilmiyorum ama bu kendiliğinden ve hızlıca oldu. İki yaşına geldiğimde tüm anılarımda kelimeler, tüm kelimelerimin de bir anlamı vardı.
Ama sadece zihnimin içinde.
Merhaba!
Ben Melody.
Neredeyse on bir yaşındayım ve şimdiye kadar tek kelime konuşmadım...
Çünkü özel bir insanım ben...
Ve sevgili büyüklerim...
İnanın bu benim müziğim, sadece ritmimi hissedin...
Stephen Hawking’i tanıyor musunuz?
Hıh!
Ben onun çocuk versiyonuyum... Beni merak ettiniz mi şimdi? Anlatıcaklarım sizi üzmesin lütfen ben iç dünyamda kimse bana laf söylemediği sürece mutluyum....
Şöyle ki; annenize ve babanıza onları ne kadar çok sevdiğini hiç söylememiş olmanın nasıl üzücü olduğunu tahmin edebilir misiniz?
Hatta onlarla doğrudan konuşamadığınızı?
Evet doğrudan hiç bir zaman konuşamadım ben... Taa ki benim durumundakiler için üretilmiş yeni bilgisayarım Medi-Talker’ı bulana kadar. Onların gözünün içine bakıp bilgisayar sayesinde onları sevdiğimi söyledim... İnanılır gibi değil...
Biliyor musunuz? Halinize şükretmelisiniz...
Bazen düşünüyorum da keşke bende trip atacak kadar vücuduma hakim olabilsem...
Ya da arkadaşlarımı okulda defterlerine bir takım Notlar alırken görüyorum, ah! Ne muazzam, aynı şeyi yapmayı o kadar çok isterdim ki..!
Ama ben tekerlekli sandalyeye bağlıyım ve sadece parmak uçlarımı kullanabiliyorum...
Ah! Hayır hepinizin bildiği gibi bana acımanız isteyeceğim son şey olur!
Hem benim melek gibi bir annem, Süpermen gibi bir babam var! Onları çok seviyorum ve çok mutluyum.
Sevgili büyüklerim!
Size başımdan geçen bir yaramazlık anımı anlatmak istiyorum. Tabi ki her çocuk gibi bende biraz yaramazlık yapıyorum...
Öğretmenim bir keresinde beni ve arkadışımı sesli güldük diye “sus” işareti yaparak uyardı, bu çook güzel bir duyguydu inanın ki kendimi diğer çocuklar gibi hissettim...
Medi-Talker bilgisayar benim hep elim ayağım, konuşamadığım ağzım dilim oldu. Ne iyi yapmışlar böyle bilgisayarlar icat etmekle. İlk Medi-Talkerla