Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer? Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın: Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler, Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın: Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak, Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden; Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak Kader ya da varlığın bozulması yüzünden; Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz, Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda; Gölgesindesin diye ecel caka satamaz Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda: İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir, Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir. William Shakespeare
“Bir sabah uyanıyorsun, her şeye hayran. Her ses Tanrı’nın sesi. Herkes Tanrı’nın sureti. Bir rüzgar esiyor, seni Tanrıya taşıyor. Bir kuş uçuyor, işte Tanrı’dan bir haber.
Bir sabah uyanıyorsun, sabaha inanmış. Öğlene inanmış. Akşama inanmış. Yokluğa varlığa varsın. Olabilecek her şey nimet.
Bir sabah uyanıyorsun, yüreğinde umut. Gözlerinde, ellerinde... Umut olmuş nefesin. Yeni tanışmış gibi umuttan umutlu. Mutlu!
Bir sabah, sabah ... Ne farkeder? Sen uyanacaksan ve farketmişsen... Geceler gün olur, güneş doğar. Yüreğinin gözü görmeye başladıysa, hiç olmadık bir aydınlıktır artık.
Bir sabah uyanıyorsun, artık biliyorsun ki olmasa bir görevin uyanmazsın yeni sabahlara.
Bir sabah, biliyorsun. Uyanmasan da uyanıksın.”