Doksan yaşındaki Grace de yetmiş iki yaşındaki halini ne demeye beğenmediğini anlamakta zorlanacaktı şüphesiz. Keşke bütün şimdiki anları gelecekteki aklımızla yaşayabilseydik.
Evet, yaşadığımız her an en yaşlı halimizdeyiz ama aynı zamanda bir daha hiç bu kadar genç olmayacağız.
Bir seferinde mutlu ölmenin yolunun büsbütün ölmek olduğu söylenmişti bana. Lezzetli bir öğün yermişçesine yaşamak. Yenilen her şeyi zevkle, her lokmanın tadını çıkararak silip süpürmek ve yemeğin sonunda bittiği için üzülmemecesine doymuş olmak.
Aşkın nadir bulunan bir şey olduğu söylenir. Ben bundan çok emin değilim. Esas nadir bulunan, aşktan daha çok arzuladığımız bir şeydir. Anlaşılmak. Eğer anlaşılmıyorsak, sevilmenin de bir anlamı kalmıyor. Böyle insanlar kendi zihinlerinde yarattıkları, sen olduğunu zannettikleri bir fikre aşık oluyorlar. Onlar aşka aşık. Kendi aşık hallerine. Ama anlaşılmak. Yalnızca o da değil, anlaşılmak ve anlaşıldıktan sonra kabul edilmek. Mühim olan bu