Melikee

10/10
·330 syf.··
2024 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2024 12:52
Hayat Apartmanı, izlediğim bir YouTube videosunun yorumlarında "ölüm korkusu yaşayan arkadaşlarıma öneriyorum" yorumunu gördüğümde merak edip aldığım bir kitaptı. Okudukça, hayatımdan pek
Hayat ApartmanıMustafa Ulusoy · Kapı Yayınları · 20171,117 okunma
Puan vermedi·146 syf.··
2024 29. kitabı
·
100 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2024 19:55
Kitabı okumam, ince olmasına rağmen, yaklaşık 3 ay sürdü. Okurken bazı yerlerde öylesine zorlandım ki, bir süre bırakmak zorunda kaldım. Çünkü okuduklarım bana çok tanıdık geliyordu. Ölümün bize uzak, başkalarının başına gelen bir şey olduğunu sanırdım. Ama her gün bu gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyorum; gözümü kapatamadığım kadar yakınımda. Özellikle ilk sayfalarda, sanki kendi yaşadıklarımı okuyordum. Kitap, kaybettiğimiz canımızın zihnimizde dolaşıp durmasının ne kadar normal olduğunu, öfkemizle, kaçınılmaz yalnızlığımızla ve özlemimizle yüzleşmenin ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Kitapta insanların yaslarından bahsettikleri cümleler çok etkileyiciydi benim için. Yasın aşamalarının ne kadar iç içe geçtiğini, aslında bir zaman dilimini değil, hayatımızın ta kendisini kapsadığını okudum. Bir yandan da yaşıyorum bunu tabi. Aynı zamanda yas ve kederden geçmenin, büyüme yolu olduğunu gördüm. Kitapta da bahsedildiği gibi, bir eşyamızı bile kaybettiğimizde ondan ne kadar çok bahsederiz; zihnimiz o kaybettiğimiz şeye kayar, kaybımızı hatırlatacak şeyler buluruz. Ben de canım babamdan, kaybımdan, kederimden bahsetmek istediğim anlar yaşıyorum. Bu anlarda insanlar olmasa da bu kitap bana eşlikçi oldu bir süre. Bu yüzden kitapla vedalaşmakta zorlanıyorum. Kitapla, kendimle, babamla... Sanırım, yasın kendisi gibi, kitaba da tekrar tekrar döneceğim.
Kayıptan Sonra YaşamElizabeth Zintl · Pusula Yayınevi · 2017514 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2022 5. kitabı
Fabl üstünden mesajlar veren Hayvan Çiftliği zamanını aşan bir eser. Akıcı dili sayesinde herkesin okuyup faydalanabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitap, sahipleri tarafından önemsenmeyen, beslenmeyen hayvanların yönetimi ele geçirmesi sürecini konu alıyor. Hayvanlar insanların yönetimine nazaran başlangıçta çok güzel bir düzen kuruyorlar. Eşitliği temel alan 7 madde duvara yazıyorlar. Oldukça zeki olan domuzlar tarafından yönetilmeye başlanıyorlar. Tek iktidar olma hırsına düşen iki domuz lider birbirini çekemiyor. Duvarda yazılı olan kurallara uymadan bencil bir yönetim sürülmeye başlanıyor. Çiftlikteki hayvanlar okuma yazma bilmedikleri için olup biteni farkedemez hale getiriliyor. Sınıflar arasında büyük bir fark oluşuyor. Kimse düşüncelerini özgürce söyleyemiyor, haksız yönetime karşı çıkamıyor. Kitapta geçen bu cümle gibi "Kimsenin düşüncelerini söylemeye cesaret edemediği bir devir gelmişti." Birşeyler keyfine bırakıldığında giderek tepkisizleşmeye başlanıyor ve geri alınamayacak hale geliyor. Kısacası Hayvan Çiftliği sadece dönemini değil bütün insanlığı eleştiren bir kitap. Güç zehirlenmesini fazlasıyla görüyoruz ve geçmişten günümüze pekte bir şey değişmediğini anlıyoruz. Farkettiğim şu ki sessiz kaldığımızda köleleştirilmiş bir hayatı yani seçtiğimiz değil önümüze sunulan yaşamak zorunda kalırız.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296bin okunma