Zehre önce bal, sonra altın demişler.
Sefalete önce eğlence, sonra zorunluluk demişler.
Acıyı önce hastalık, sonra kadar demişler.
Zenginliğe önce başarı, sonra soy demişler.
Paraya önce âşığız sonra taparız demişler.
Her şey demişler ama hiçbir şey edememişler.
Soysuz bir kandan bir imparatorluk inşa etmişler.
Masumun hakkını sofralarına meze etmişler.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu vatan için canını ortaya koyan, toprağa düşen, isim bile anılmadan yok olan hiçbir yiğidi unutma. Unutma ki bu toprak, onların sessizce attığı son adımlarla batan oldu. Bu bayrak, onların son nefesinde yükseldi. Ve bu özgürlük, onların mezar taşlarında yazılmayan dualarla kazanıldı. Unutma... Adı bilinmeyenleri. Unutma... Gölgesinde yaşadığın o kahramanları.
Kime adamlar var ki daha hayattayken kendi mezar taşlarını sırtlarında taşır çünkü bilir ki bazı görevler, insan yaşarken değil ancak ölürken tamamlanır her asker, bir gün öleceğini bilir ama bazıları yaşarken ölmeyi de öğrenir.
İnsanoğlu bir kuş misaliydi işte. Oradan oraya göçüyor, geçerken de anılarını biriktirerek yol alıyor. Heybesine kattığı her şeyi de kendine yoldaş yapıyor.