''Binlerce yıldır birbirini öldürmekten vazgeçmeyen bir türdü insan. Toprak için, para için, gurur için, kibir için, bazen zevk için alınıyordu canlar ve Allah'tan ödünç alınmış canı yağmaladığını fark etmeyen insanlık, aldığı her can ile Yaradan'a saldırıdaydı, çünkü can sadece Allah'ındı.
Yaradan'a karşı en büyük saygısızlığı yaparken, bu saygısızlığına mutlaka bir kulp takıyordu. .öldürmek sıradanlaşmıştı, hatta kültürün bir parçasıydı. En değerliler giriyordu toprağa önce ve bu lanetli düzen cehaletin daimi arsızlığı ile işliyordu. Kendileri gibi olanı kayırıp parazitik bir sürü gibi önlerine gelen her hakkı yiyerek, hayatı artırmak yerine tüketen yeteneksizlerin, insanlığın gelişmesi için çabada olan diğerleriyle savaşı, binlerce yıldır devam etmekteydi..!''
''Hakikate erişecek zekada değildi insan, belki, ama insanlığın temeli, vazgeçmecesiz o hakikatin peşinden gitmesi, daimi bir çabada olması değil miydi?''
'' Yakalanmamalı, tutsak olmamalı, emre girmek için ikna olmamalı, bizden daha iradesiz birilerine lokomotif olmalıydık! Vagon değil!Bir kadın asla bir erkekten daha aşağıda ya da daha geride değildi!
Bu şeytanın en büyük yalanıydı! Bu yalana kanacak kadar aptallaştırılmış olanlar karanlıkta yaşayacaklardı. Gerçek bir kadın, iradesiyle, anlayışıyla, duygularıyla, anneliğiyle bu gezegendeki en gelişmiş organizmaydı! Çünkü insanlığın rahmiydi kadın! Var olduğu ve doğduğu yerdi.
Temizliği kendi gücünü fark etmesinden, kudreti kabul görmek için şekilden şekle girmemesinden , değeriyse erkeğin gözünde kabul gören o her süslü halden çok daha üstün olduğunu bilmesinden geliyordu! Kendi gücünü anlamalı,kabul görmek için şekilden şekle girmemeli, üstünlüğünü bilmeliydi! Bunları bilmiyorsa kadın değildi ki! Organlar değildi cinsiyetleri belirleyen, hallerdi!''
''Önemli olan her şeye rağmen hayatı sevebilmek Ülkü'' dedi.''İnsanlar hayatı sevmeyi unutuyorlar, öyle telaşlı bir meşgalenin içinde kayboluyorlar ki nefes aldıklarında bedene yayılan oksijenin huzurunu, sağlığın keyfini, hayatın neden var olduğunu, düşünmenin anlamını unutuyorlar. Şu ışıklar gibi olmak lazım, her yeri aydınlatamayacağını bildiğin halde, hayatın sevgisiyle yine de yanmak lazım.''