Melike Demirci

Melike Demirci
@Melikedem
Ne zaman düz yolda yolun kendisine güvenerek dümdüz, havaya bakmadan, sokak değiştirmeden, sağa solu seçerek gitmeden yürümek istesem karşıma hep bir direk çıkar, taş çıkar ya da düz yol eğikleşerek biter. Düz yolun verdiği hazzı yaşatabilmek için de durmam asla. Düz yola güvenerek başlarım çünkü adımlarıma. Bu benim bilmem kaçıncı düz yolumdur, saymadım. Ama bir kere bile düz bittiğini görmedim. -Melike Demirci
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kişinin kendisini ehlileştirmesi sakinleşmeyi ve doğru nefes almayı öğrenmesiyle bağlantılıdır. Sakinlik, durmak eyleminden gelir. Hızlı koşan birinin nefes alış-veriş hareketini kontrol etmede güçlük çekmesinin eylem halinde olmasıyla ilgisi vardır. Hızlı koşan biri durduğu ilk yerde önce nefesine dikkat kesilir ve onu kontrol etmeye çalışır. Durmak ve sakin nefes almaktır amaç olan. Hızlı olanı ehlileştirmeye çalışmak ise eylemsizlik ilkesine karşı geleceğini zannedip savrulmaya benzer. Bu yüzdendir de kişinin kendisini ehlileştirme sürecine girmesi duraklamak, sakinleşmek ve doğru nefes almaktan geçer. -Melike Demirci
Hata olarak değerlendirilenle hatanın alışkanlığa dönme yolu arasındaki mesafe dengeli bir terazide irade ile harmanlanır. Terazilerin hassas diye nitelenmesinde harmanlanmış iradenin payı vardır. Harmanlanan iradenin mesafesi kalmadığında ise doğruluk hassas bir pusula gibi görünmeye başlar. -Melike Demirci
Gelip geçici bilgiler yığınıyla dolu zihnimin köşesinde arkaya itilen düşüncelerimi, hiç bilinmedik bir mahallenin çöpünde, yararlı olanı bulup çıkarmak için karıştıran “eskici” misali birbirine geçmişliği ayıklamaya çalışmakla görevlendirilmiş bir çift elden ibaretim. -Melike Demirci
Coşku çok enteresan bir duygudur. Coşku insana özel değil, doğaya mahsustur. Düşünme yetisi olmayanın bile kendine ait coşkusu vardır. Coşku. Söylemesi bile coşkuludur. Coşku ve tutku iki yakın akraba gibidir. Coşku, tutkuyu akraba çocuğu gibi kıyaslar, tetikler, ezikler bazen de tebrik eder. Tutku ise coşkuya bazen sitem eder bazen kucaklar, el öptürür, bazen de toplumsal gerekliliği yerine getirmediğinde yerden yere vuran akraba büyüğü gibi davranır. Coşku, patlamak demektir. Tutku ise volkanik dağın içinde kaynayan, ne zaman yükseleceği belli olmayan lavlara benzer. Belki 1000 yıl sonra belki de bugün. Bu yüzdendir de birbiriyle ilişkili olan bu iki akraba ne zaman birleşse gözlerimi doldurur benim. İhtimali düşük olanın gerçekleşmesini etkileyici bulmuşumdur hep. -Melike Demirci