Bir sapkınlığı, bir anormalliği olduğu ya da suç işlediği bilinen bir insana yaşadığı müddetçe asla sapkınlığından, anormalliğinden, suçundan bağımsız bakılamaması korkunç bir şeymiş.
...insanlar, kendilerini baskı altında tutan kişiye teslim olmaya ilk başta direnir ama çok geçmeden bunun hiçbir işe yaramadığını görürlermiş. İşte o zaman, başka çareleri kalmadığı için, onları sistematik olarak tahrip eden .."bağımlılığın getirdiği dehşet verici umutsuzluk" şeklinde nitelediği, feci bir umutsuzlukla ona takılıp kalırlarmış.
Duygularının gölgesinde kalmak, ruhunun normal, kesintisiz karanlığına karşı hiçbir şey yapmamak insanı umutsuzluğa sürüklüyordu. Aklımın hâkim olduğu yerde umutsuzluğun imkânsız olduğunu söyledim. "Bu tam akılsızlık hali içime girerse içimdeki her şey umutsuzluğa dönüşür."
Kendini kontrol etmek, beyni kullanarak emir verebileceğin ve sana boyun eğen bir mekanizmaya çevirmek bir zevkti. İnsan ancak bu kontrolle mutlu olur ve kendi doğasını tanırdı.