Melike Demirci

Melike Demirci
@Melikedem
6 Nisan
74 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
...çünkü bilmek için bilgi kafi değildir, anlamak da lazımdır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Melike Demirci

, bir kitap okudu
Puan vermedi·176 syf.·
972 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 23:46
·
2026 6. kitabı
Thomas Bernhard
8.4/10 · 1.081 okunma
Dinginlik ve huzur diledim bir süre evvel. Ne dilediğini bilerek dilemeli isteğini. Sonuca giden yolun nasıl bir yapıda olduğunu öngörmeli, dilek sahibi. Ancak yapıyı öngörebilmek mümkün değildi. Dinginlik ve huzur.. Dileğin gerçekleşmesi için karıncaların ansızın yola koyulabileceği. Yalnızca kendine dönmek getirir, dinginliği. Bir bez parçası kapamış, gözlerini. Bir sukhasana oturuşu, bir secde duruşu. Karıncaların bez parçası arkasında takip ediyor, düşünce yıldızlarını. İşte orada tek başına bekliyor, kendinin bir parçası. Hoşgeldin, hoşgeldin, nerelerdeydin? Özür dilerim uzaklarda, seni göremedim. Artık buradayım, deli değilsin. Sık sık uğra, çünkü çok canım sıkılıyor. Ağlama, sakın ağlama, deli değilsin. Özel biri de değilsin. Yalnızca biziz, kendimiziz. Şimdi gidiyorum, yine uğra. Elveda..
Anlatacak çok şey, anlatamayacak 0 kelimem vardı. Kafamda hiçbir düşünce, yüklem taşımıyordu. Yazabiliyordum, evet. Düşünmek ve yazmak farklı şeylerdi. Düşünmek, müzik dinlemek gibiydi. Dilini bilmeden hissetmeye çalıştığın yabancı dildeki o şarkıyı, anladığını zannettiğin duygular karmaşası. Yazarken ellerinle alışılmış bir güdüsellikle tamamlar, düşünürken hisler ve komut verilecek biyolojik bir mekanizmayla çatışarak ilerlerdin. Yazarken virgül ve noktalara dikkat eder, düşünürken kuralsızlıklara aldırış etmeden yumak olmuş bir ip topu kadar serbest ve özgürdün. Sesle ifade etmekten bahsedemem bile. Ne yazmak kadar cesur ne de düşünmek kadar açık seçik olabilirdin. Her şey katman katman gözünün önüne serilir, karşındakine binbir ifadeyle ses dalgaları yardımıyla aktarmaya çalışırdın. Devasa bir karmaşa. İnsan olmanın ağırlığını taşıyordum. Virgülün uzatılmış kopçası bile bedenime ağırlık veriyordu. Anlatacak çok şeyim, anlatamayacak 0 kelimem vardı. Sonsuz bir evrene hapsolmuş, küçücük bir bilinci taşıyordum. Karamsar ve hayalperest ruhumun laneti, bana bahşedilmişti. Serpilip dağılması gereken tüm hücrelerim, tek bir yere kaskatı bırakılmış gibiydi. Kafamda yankılanan tek bir düşünce, sonu getirecek, noktayı koyacak tek bir cümle vardı: Kendini hatırla! Kim olduğunu hatırla!