Kendime dair hiçbir endişem kalmamıştı; bu vazifeyi başkaları üstlenmişti. Bu yükten azat, hafif adımlarla yürüyordum. Ruhum genç arzular, büyülü umutlar, parlak ikbal planlarıyla dolup taşıyordu.
Trende veya arabadayken bir dağın bize geldiğini görürüz. Göz atiktir, kıvraktır; her şeyi anladığını, kavradığını sanır. Yürürken hiçbir şey gerçekten yerinden oynamaz, daha ziyade mevcudiyet bedene yerleşir yavaşça.