Tatsızlık çıkabileceğini, mutsuzluk yaratabileceğini, şiddete neden olabileceğini, umutsuzluğa ve ölüme sevk edebileceğini herkes bilse de, cinsellik karşısında hep gülünür.
Zihnimize giren onca güzel cümleye ne oluyor? Bizi nasıl harekete geçiriyorlar; anlamdan yoksun, tanınmaz, rahatsızlık verici ya da gülünç hale nasıl bürünüyorlar?
Çocukken öğrendiğimiz üzere bir ayağımız diğerini izler. Ama ilk basamakların sevinci sonra yitiverir. Büyürken anne babamızın, ağabey ablalarımızın, bağlandığımız kişilerin tutturduğu yola göre şekillendik. Bacaklarımız da artık edindiğimiz alışkanlıklara göre ilerliyor. Bacaklarımızdaki hareketin kendi hareketimiz olduğunu sanarak yürüyoruz ama aslında böyle değil, ayak uydurduğumuz küçük bir kalabalıkla atıyoruz adımlarımızı,..
Ya en başlardaki sevinci bulur adımlarımızı değiştiririz ya da en kasvetli normalliğe mahkum oluruz.