Çiçek açmış kuraklığım
Nefesten bir esinti korkaklığım
Çiçek bahçesindeyken
Turunçmuş kahveymiş göz bebeğim
Tutulmuş güneşim önümdeymiş
karanlığı veren dolunayın.
Şimdi üflemeye başlar sura
Kıyameti getiren meleğim
Hafifiz artık ben ve kanatlarım
Eserken gidiyormuş ürkekliğim
- Melike Demirci
Bir yolculuğa çıkmak isterim.
Yolun sonu belli olmasın.
Yolun başı görünmesin.
Tolstoy'un tüm hikayeleri gibi değil.
Şehre bir yabancı gelmesin.
Şehirden biri gitmesin.
Tüm hikayeler geçip gitsin isterim.
Yalnızca yürümek isterim.
Hislerimle mekan değiştirmek isterim.
Bazen durmak isterim.
Durup soluklanmak isterim.
Nefes vermek isterim.
Göğsüm şişer, sol ayağımla başlarım.
Sağ ayağımsa geride kalsın isterim.
Bir yolculuğa çıkmak isterim.
Sağımda mezarlık olsun.
Solumdansa arabalar geçsin isterim.
Düşünceler; hiçbir çıkarım yapılmaksızın, hiçbir anlama tabii tutulamadan, tren vagonları gibi ayrı raylarda birbirine zincirle bağlı şekilde ilerliyorlar. Bedenimin yaprakları, toprağımın dibine düşüyorlar. Bana ait değiller. Fikirlerim, kendiliğinden oluşmuyor artık. Peşimden sürükleyerek götürdüğüm yapay süs çiçeklerine benziyorlar. Zorluyorum. Güzel koksunlar istiyorum. Yeşersinler, yaşasınlar ve ölsünler istiyorum. Parfüm sıkıyorum. Oraya ait değiller. İğreti duruyorlar. Gücüm, kasvetli havada günden güne tükenen güneş enerjisi ile çalışan sıradan ısıtıcılara benziyor. Bölük pörçük tüm düşünceler. Unutulan travmalara benziyorlar. Hissiyatı oturuyor bedenime yalnızca. Düşünceler bile kaçıyorlar. Hareketi durdurmaya çalışırken hareket gerektiren pedala benziyorlar. Tatminsizlik veriyorlar. Övgüsünü belli etmeyen öğretmen gibi davranıyorlar. Teşvik ettiklerini zannediyorlar. Şu an için haksızlar.
- Melike Demirci