Belki de bu köpekler gibi olmalıyız, dedi Kenan. Hâlâ dalgındı, hâlâ düşünceliydi. Yaşadığımızın farkına varmadan yaşamalıyız. Sadece bedensel ihtiyaçlarımızı karşılayıp anın tadını çıkarmalıyız. Belki daha mutlu olurduk.
Irkı, dili, dini, rengi ne olursa olsun bütün insanları sevmem öğretiliyordu bana. Sömürünün, savaşın, açlığın olmadığı mutlu bir dünyanın mümkün olduğu söyleniliyordu
Ne Musa'ya on emri gönderen kutsal yaratıcıya ne İsa'nın babasına ne de Muhammed'in Allahına inanırım. Fakat Musa'nın da, İsa'nın da, Muhammed'in de çabasına hayranlık duyarım. Beni asıl etkileyen onların yaşamına anlam verme uğraşıdır. Bu büyük arayışa saygı duyarım. Dinlerin de, felsefenin de, bilimin de kaynağında bu büyük arayış var. Kökleri insanın var oluşuna kadar uzanan bu düşüncelerin karşılığını bugünkü yaşamımızda görebiliriz.
Kenan benden daha şanslı. Çünkü o, kendi yolunun doğru olduğuna inanıyor. İnanmak insanı mutlu eder. Ben ise kendi yolumun doğru değil, zorunlu olduğunu biliyorum. Zorunluluk insana sıkıntı verir.