" Eğer ölmemişsem , seni bekliyor olurum ..." diyen Sait'in sesi yankılanıyordu göğüs boşluğunda. Hâlâ bir seveni vardı şu dünyada. Uzakta da olsa, birinin sevgisiyle onurlandırılırken , vazgeçmeyi seçmenin neye mal olabileceğini sorgulayıp duruyordu saatlerdir. Dilerse hemen şimdi çevirebilirdi düğmeyi, böylece son umudu olan adamı arayıp da bulamamak zahmetinden bir çırpıda kurtarırdı kendini. Yeterince yorgundu zaten. Yeterince yaralı, kirli ve hissiz ... Ağlayamayacak kadar sertleșmiști İçindeki his telleri . O tellerin biri titreyecek olsa burnunun direğini sızlatır, boğazını bir bulaşık teliyle zımparalar ve hüngür hüngür ağlatırdı onu. Oysa şimdi kopmuştu hepsi ...
" Bir Şey dememiştir vre. Hem bana ne Aleksandra mıdır , ne halttır ? Ben Eleni'yim , Eleni ... Kimseye benzemem. Hiçbir şeyin azına da razı olmam bilesin."
" Seni kimseden az sevmem ki " dedi Sait. "Arayışlar geciktirir insanı. Beklentiler yavaş sevdirir ya da hiç sevdirmez. Sende kimseyi aradığım yok Eleni . Sende kimseyi bulmayı çalışmıyorum."