Her yer su idi. Kımıldayan, ağır mı ağır bir su. Ansızın doğan ve hemen ölen dalgalar, sonra karanlık, dipsiz, kaygı verici bir derinlik, gökyüzünde ise erişilmez yükseklikte uçuşan beyaz bulutlar... Başka hiçbir şey yok. Bütün dünya tek bir deniz olmuştu: Ne kışı ne de yazı var, ne bir tepesi ne de vadisi... Bütün dünyayı, bütün evreni kaplamıştı deniz.
Daha yontarken, onun, hayatı boyunca yaptığı kayıkların en iyisi olacağını anlamıştı. Ama bunu düşünürken bir hüzün de kaplıyordu içini: Bu, hayatında yaptığı son kayık mı olacaktı? Ah biraz daha yaşasa! Deniz avcılığına çıkmaya devam etse, gözü görmez olmadan, elden ayaktan düşmeden bir ya da iki kayık daha yapabilse!