Bazı kitaplar bittiğinde unutulur, bazıları ise insanın içinde yaşamaya devam eder. Nietzsche Ağladığında benim için ikinci türden bir eser oldu. Romanı okurken yalnızca bir hikâyeye değil, insan ruhunun derinliklerine yapılan bir yolculuğa tanıklık ettim.
Irvin D. Yalom, felsefe ve psikolojiyi ustalıkla bir araya getirirken, Friedrich Nietzsche karakterini de yalnızlığı, kırılganlığı ve iç çatışmalarıyla son derece insani bir şekilde yansıtıyor. Kitap boyunca kimin iyileştiren, kimin iyileşmeye muhtaç olduğu sorusu giderek belirsizleşiyor.
Yalom’un sade ama etkileyici dili, okuyucuyu yaşamın anlamı, özgürlük ve yalnızlık üzerine düşünmeye davet ediyor. Kitabı bitirdiğimde geriye yalnızca güzel bir hikâye değil, uzun süre zihnimde kalacak sorular kaldı. Bu yüzden Nietzsche Ağladığında, benim için bir romandan çok, insanın kendi içine tuttuğu bir ayna oldu.