"Küçüğüm,hayat böyledir. İnsanlar hep çekip giderler. Yürek Unuttuğundan ve pişmanlıklar öldüğünden değil. Birtakım şeyler,sevecenliğimizde kalmayı sürdürür hep. Ama insanlar gerektiği anda gitmek zorundalar."
Artık kendimden kaçmıyordum, bunu yapamayacak kadar büyümüştüm, ailem birer birer genişledikçe ve benim için kendi ayakları üzerinde duran birer yetişkin yabancıya döndükçe, varlığımın sınırlamalarını, sıkıntısını ve korkunç darlığı görüyor ve hissediyordum.
Ah!Ne güzeldi ama. Rüzgâr çağı geliyor. Sokağımızda her şeyin bir çağı vardı. Bilyelerin çağı. Topaç çağı. Sinema yıldızlarının resimlerini toplama çağı.
Uçurtma çağı,çağların en güzeliydi.