Doğru zaman kaçırırılmışsa, diye düşündüm, insan bir şeyi kendinden bunca zaman esirgemişse eğer, bir şey ondan bunca zaman esirgenmişse eğer, büyük bir güçle başlasa ve coşkuyla desteklense bile, artık çok geç kalınmış demektir. Yoksa “çok geç” kalınmaz mı hiçbir zaman; yalnızca “geç” mi kalınır ve “geç” olması, her şeye karşın “hiç” olmamasından daha mı iyidir? Bilemiyorum.
…
Konunun yabancısı olanların düşünebilecekleri gibi, günümüzdeki yaşama doğrudan katılınırken, geçmiş yaşam malzemesinin ancak gözlemlenebildiği de doğru değildir.
…
Burada kaçış, geçmişle uğraşmak değil, izlerini taşıdığımız ve birlikte yaşamak zorunda olduğumuz bir geçmişin mirasına karşı kör kalan bir kararlılık içinde günümüze ve geleceğe yoğunlaşmak anlamına gelir tam da.
Bazen sonu acı verdiği için bile mutluluğa sadık kalmaz bellek. Gerçek mutluluğun yalnızca sonsuza kadar sürmesi beklendiği için mi? Bilincine ve farkına varılmamış bile olsa, ancak daima acı vermiş bir şeyin acıyla sona edebileceğine inanıldığı için mi?