Ev, yokluğunuzun hissedildiği yerdir; sesinizin yankısının canlı tutulduğu, ne kadar uzun süredir orada olmasanız veya ne kadar uzaklara savrulmuş olsanız da hâlâ sizin kalbinizin ritmiyle atan bir yer. Londra’da onu bekleyen hiç kimse yoktu –…
…
Kaybına üzülecek veya çocukluk anılarına değer verecek hiç kimse kalmadığına göre artık bir evi de yoktu Arthur’un.