Melis Y

Melis Y
...
Sadece bir tesadüf eseri, metafizik bahtsızlıkların fiziksel acıya dönüşmesini engelleyecek kadar bir parayla bulmuştu kendini.
Ev, yokluğunuzun hissedildiği yerdir; sesinizin yankısının canlı tutulduğu, ne kadar uzun süredir orada olmasanız veya ne kadar uzaklara savrulmuş olsanız da hâlâ sizin kalbinizin ritmiyle atan bir yer. Londra’da onu bekleyen hiç kimse yoktu –… … Kaybına üzülecek veya çocukluk anılarına değer verecek hiç kimse kalmadığına göre artık bir evi de yoktu Arthur’un.
Nadiren hissettiği bir dinginlik çöktü üzerine. Halılara işlenmiş asma motifleri, madamın bileğindeki altın ve gümüş kakmalı bilezik, damasko perdelerdeki nakışlar... odadaki her ayrıntı, tezhipli bir ortaçağ elyazmasının parlak yoğunluğuna büründü. Şekiller ve desenler tek bir uyumlu girdapta birleşti. Arthur’un kalp atışları yavaşladı ve kendini huzurlu hissetti.
Bir mahalleden diğerine geçmek, bir ülkeden diğerine gitmek kadar büyük bir değişiklik gibi geliyordu insana. İstanbul’un tek bir şehir değil, bir şehrin içine saklanmış birkaç farklı şehir olduğundan şüphelenmekten kendini alamıyordu … Hangi sokakta olduğunuza bağlı olarak birçok farklı dil konuşulurdu burada: Türkçe, Rumca, Ermenice, Kürtçe, Arapça, Farsça, Ladino, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Rusça, İspanyolca, Boşnakça, Bulgarca, Sırpça, Hırvatça, Makedonca, Arnavutça..