Merhaba!
Okuduğum ilk Abdulrazak Gurnah kitabıydı. Nobel almış olmasından ötürü biraz daha titizlenerek ve sorgulayarak okudum.
Öncelikle yazarın hayatını, ardından kitabın konusunu önden okuyup minik bir araştırma yaptım. Böyle olunca kitabı okurken yaşananlar, zihnimde daha kolay oturdu.
Alışılmış Zanzibar hayatından farklı olarak anne& babasının ayrı olmasına anlam veremeyen, bunun ardında saklanan bir sırrın olduğunu fark eden Salim'in, İngiltere'ye kaçışında geleneklerden, zorunluluklardan ve de bir türlü öğrenemediği ama ailesini parçalayan sırdan uzaklaşacağını düşünmesi yatmakta. Fakat büyüdüğü ve alıştığı geleneklerden tamamen bambaşka bir hayat sürülen İngiltere'de umduğu huzuru bulamaz. Bu huzursuzluğunun dile getirilişi çok akıcı ve sade ama öte yandan da eleştirel bir dile de sahip.
1960ların yaşam tarzı, toplumsal sorunları, ırkçılık, kadınlara bakış açıları, ötekileştirme.. halen günümüzde de yaşanmakta olan büyük sorunlar oldukları muhakkak.
Bir tarafta yaşanan sürgün, , sömürü, ırk ayrımcılığı, öte yanda kimlik arayışları, bu arayışlar esnasında çekilen acılar, aşağılanmalar, aşkın karşısındaki çaresizlik ve hayata tutunma mücadelesi..
Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülen yazarın, yoğun acıları ve hisleri, yalın bir anlatımla akıcı biçimde anlatmasına hayran kaldım evet ama öte yandan da sorguladım;
ödül verilirken, acaba 1964'te özerkliğini ilan eden Zanzibar'a ve diğer sömürge ülkelerine karşı çıkarılmaya çalışılan bir günah var mı diye..
Ama benim için dolu dolu bir okuma oldu. Teşekkürler