İnsan, bazen bedeninin fiziksel açıklığını hisseder. Bu fiziksel açlığın gidermek için çeşitli yöntemleri ve araçlarıyla meşgul olur. Fakat hissettiği bu fiziksel açlık ve bu açlığın tatmini ile ilgili meşguliyetini insan varlığının tamamını kapsamaz. … Bu maddi açlıklar karşılanır karşılanmaz, yiyecek , içecek, kıyafet tarafından karşılanmayan diğer açlıklar yani madde ile karşılanması mümkün olamayan başka açlıklar harekete geçer. Fakat bu açlık, farklı türde bir açlıktır. Bu insanın sahip olduğu güçten daha büyük bir güce, duyularıyla hissettiği somut âlemlerden daha büyük bir âleme , dünya hayatından daha farklı bir hayata duyulan bir açlıktır… Bu iman açlığıdır…
Müntesipleri, bu düşüncelerini ‘inanç’ olarak adlandırıyorlar ve bunlardan ‘sosyal inancımız’ veya ‘ulusal inancımız’ ya da ‘etnik inancımız’ diyerek bahsediyorlar. Bütün bu ifadelerin hepsi de verdiğimiz ölçüye uymaktadır. Buna göre her hayat düzeni ya da hayat sistemi, o hayat için bir dindir.
Şüphesiz ki bu din her ne şekilde olursa olsun insanın insana kulluğunu ortadan kaldırmak, bu geniş kâinatta olduğu gibi yeryüzünde de kulluğu yalnızca Allah’a has kılmak için gelmiştir.