Bu yüzden suçlu hissediyordum kendimi. Yaptıklarım değil, yapmadıklarım yüzünden. Daha da fenası, zerrece değişmemişti hamurumun acı mayası. Hep aynı çocuktum, hep aynı korkak, hep aynı bencil, hep aynı ahmak. Başkalarına nasıl yardım edeceğimi bilemediğim için, kendimi de tadil edememiştim. Birilerinin yüküne el atsam, azalacaktı içimdeki de. Ama kâh yabanilikten, kâh mahcubiyetten ya da işte ruhuma sinmiş o süfli bencillikten, bir türlü becerememiştim.