İnsan yaşayamadıklarını ya da yaşadığında pişmanlık duyduğu her şeyi sırtında bir yük gibi taşıyor. Bu düşünceyi kafasının her yerinde gezdirip duruyor.
“Her şeyi anlıyorum da parayı kendi yerine oturtan insan, kendisini nereye oturtacak?
Sahip oldukları insana değil, insan sahip olduklarına değer biçebilir değil mi? Eşyaların onuru olmaz ki..”
Bir söze denk geldim diyor ki “Meğer yas dediğimiz şey sevgiymiş. Yas gidecek yeri olmayan sevgidir.” Bunca zaman içimizde tuttuğumuz kesiksiz bir özlemin ve eksikliğin nedeni aslında sevgimizi koyabilecek bir yerimizin olmayışı bir burukluk hali bir yanıt alamayacak olduğumuzu bilmemizin verdiği o imkansızlık haliymiş.