"Ölülerimiz dağılmış dört bir bucağa.Bazen ölülerimizin cenazeleriyle nereye gideceğimizi bilemedik;
bizi diri olarak kapılarında görmek istemeyen dünya başkentleri ölü olarak da istemedikleri bizi.Ve şayet gurbet yüzünden ölenler kurşunla vurularak ölenler,özlemden ölenler ve sadece ecelle ölenler hep şehitse ve şayet şiirler doğruyu söylüyorsa,her şehit bir gülse dünyayı bir gül bahçesine çevirdiğimizi idda edebiliriz."
Kederin ağına takılan balıklar,çırpına çırpına ölüyorlar.Mutluluk bir seyahat şekli olması gerekirken,bir türlü ulaşılamayan hayali istasyonlar haline geliyor.Yüzlerimiz hüznün yüzlerce elbisesinden hangisini seçeceğine bir türlü karar veremiyor.Aynı hava sıcakliğında bir gün üşürken,bir başka gün terleyebiliyoruz.Bir gün kahkahalarla guldüğümüz bir espriye,bir başka gün tebessüm etmekte zorlanıyoruz.Su bazen sıfır derecede donmuyor,bazen kaynamıyor yüz derecede.