Korku irin gibi kolayca akıp çıkmaz vücuttan. Kalır. Katılaşır. Evet, korku bir organ gibi durur vücutta. Duman filan gibi bir şey değildir. Korku keşfedilmemiş bir organımızdır aslında.
Bir kadının kaderinin öteki kadınların kötü kaderine benzememesinin çaresi yine kadınların elindeydi. Yani. O kaderi yaratan ve dayatan erkeklerin değil.
Günün birinde zavallı Selim, tebdili gezerken bir fırın ve önünde ekmek bulamayıp ağlaşanlar görmüş, sorumlusu kendisi değilmiş gibi sarayına gelip gözyaşı dökmüştü.
Esasında bu depresyondan ve canı sıkıldığı için kendisini sarayından dışarı atan sultandan çok hafızasıyla ilgiliydi.
Altın sırma işli kaftanını çekiştirip ona, "Bre Selim, sultan olduğunu unuttun mu?" denilmeliydi.