"Anlamıyor musunuz? Standart Amerikan çevirisi insanlara günaha - ''hükmetmelerini''- emrediyor; günaha cehalet de diyebilirsiniz. Kral James çevirisi -'hükmedeceksin-'le bir vaatte bulunuyor; insanların mutlaka günahı yeneceklerini söylüyor. Ama İbranice timşel kelimesi -'hükmedebilirsin'- bir tercih hakkı sunuyor. Yeryüzünün en önemli kelimesi belki. Yolun açık olduğunu söylüyor. Yani top insanda. Çünkü eğer hükmedebilirsen, hükmetmeyebilirsin de. Anlamıyor musunuz?" İncelememe kitabın özünü oluşturan bu alıntıyla başlamak istedim. Çünkü kitap Habil ile Kabil hikayesinden gelen iyinin ve kötünün yeryüzündeki bitmek bilmeyen savaşını konu almış. Kötülük bir yazgı mıdır? Steinbeck bunu soruyor kitap boyunca ama net bir cevap verememiş. Eğer ki kötülük bir yazgı ise yaptığı eylemlerden ötürü bir insanı suçlayıp onu yargılayabilir miyiz? Ama eğer bu bir seçimse eğer "hükmedebiliyorsak" işler işte o zaman değişiyor.
Nefis bir kitaptı, tadı damağımda kaldı dedirten cinsten. Samuel ve Lee'nin diyalogları, Steinbeck'in betimlemeleri (ondan Yaşar Kemal romanlarının tadını alırım), hepsi harikaydı benim için. Sayfa sayısı fazla olan kitaplar her zaman insanın gözünü korkutur ama su gibi akıp giden bitince üzüleceğiniz bir kitap.