"Resulullah da bunaldı. Amcasını, hayat arkadaşını kaybetti ve destek görmek için gittiği Taif’ten de taşlanarak kovulduktan sonra bir üzüm ağacının altında 'Beni kime bıraktın Ya Rabbi’ diye yakarmıştı. Sende bunalacaksın çünkü burası Peygamberlerin gönlünün kırıldığı dünya”…
Kör ve anlayışsız kalabalıklar arasında
savruluyoruz; merhamet zayıflık sayılıyor, sevgi itibarsızlaştırılıyor, güven alay konusu... bu çağ, ruhlarımızı sessizce yutan bir bataklığa dönüşüyor.
Hayata seninle aynı perspektiften bakmayan insanlarla yürümeye çalışırsan; bir süre sonra kendini en açık şeyleri açıklarken, en basit şeyleri savunurken ve karakterini bile gerekçelendirmek zorunda kalırken bulursun.
Karadelikler yakınlarındaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. Tıpkı insanlar gibi. İnsanlar da içlerinin karanlığını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor. Anlasana, herkes birbirinin katili. Ama sorsan, herkes Çobanyıldızı, herkes incitildi, herkes aldatıldı. Peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı?