Menhir

Kaçık,deli şeyler..
Kedile­re gitmek, o kaçık, o deli şeylere, inanılmaz, müthiş gü­zellikteki o kedi sürülerine gitmek gerek. ‘Kaplumbağa bağası’ renginde dedikleri, kan gibi, kızıl alevler gibi sa­rı, beyaz ve kara.
Reklam
Seni hâlâ görüyorum: seni. Çocuk halinle. Bir kuş gibi, sonsuz ölümle ölüşünü. Uzun süren ölümün gelişi­ni ve bedenin uçağın çeliğiyle yırtılışını; o, Tanrıya ya­karıyordu, artık acı çekmemek için kendisini çabuk öl­dürmesini istiyordu O’ndan.
Bir yazarın yalnızlığında, canına kıyma vardır. İnsan, kendi özün­deki yalnızlığa varıncaya kadar yalnızdır. Her zaman akıl almaz bir şeydir bu. Her zaman tehlikeli. Evet. Kendinizin dışına çıkmaya ve çığlık atmaya yeltenme­nin bedelini ödersiniz.
Bir kitap bittiğinde -yazılan bir kitap, demek isti­yorum- ve siz bu bitmiş kitabı okuduğunuzda onun, si­zin yazdığınız bir kitap olduğunu da, içinde neler yazıl­mış olduğunu da söyleyemezsiniz artık; tüm varlığınıza sinen bir bulgunun ya da iflasın neden olduğu hangi umutsuzluk ya da hangi mutluluk için yazıldığını söyle­yemezsiniz. Çünkü sonunda, kitabın sonunda, böyle bir şey bulamazsınız. Yazı, bir bakıma tekdüzedir, uslanmıştır. Bitirilmiş, basılıp dağıtılmış bir kiıapta artık hiçbir şey olup bitmez. Ve bu kitap, dünyaya gelişinin çözülemez masumluğuna erişir.
Yalnızlık hazır bulunmaz, oluşturulur. Yalnızlık, yalnız başına oluşturulur.