“mısralarım ki Hind’in ipeklileri kadar ince dokunmuş ve
İran’ın kıymetli halıları gibi hünerli renklerle süslenmiştir, niçin senin kalbini
heyecana getiremiyorlar? Geceyi terennüm eden şarkılarım sana kendi
gözlerini; gün doğuşunu anlatan şarkılarım sana dudaklarının rengini
hatırlatmıyor mu? Dalgalara ait şiirlerimde dağınık saçlarının tellerine rast
gelmiyor musun?”
Hayatın yeknesanlığı içinde birdenbire beliriveren bu korkunç değişikliği gülerek kabul eden, ona koşan ve ne için, kimin için ölmeye gideceklerini, nerede ve nasıl öldürüleceklerini sormayı asla akıllarına getirmeyen kahramanlar...