"Ben ölülerin mezarında kalmasını istiyorum. Neden beni ve içimdeki güzellikleri ölüler yönetsin ki? Güzellik, hayat dolu ve sonsuzdur. Dillerse gelip geçicidir. Ölülerden geriye kalan, külleridir."
Ruth, insan denen varlığı, en iyisinin kendi rengi, kendi inançları, kendi politikası olduğuna ve dünyadaki diğer insanların ondan daha şansız olduğuna inanmaya teşvik eden, o dar görüşlü ve sıradan zihniyete sahipti. Bu zihniyetin, dünyaya kadın olarak gelmedikleri için Tarnrı'ya şükreden eski çağ Yahudilerinin ve misyonerleri, sırf tanrı değiştirmek için dünyanın öbür ucuna gönderen modern dünyanın dar zihniyetlerinden hiçbir farkı yoktu.
"Haftada üç dolarla, bi` gaz sobasının üstünde yemek pişiren, gece gündüz çalışıp, oyun ve eğlence nedir bilmeden, sadece para biriktiren küçük bi` çocuk otuz bin dolar kazandığı vakit olan olmuş demektir."
"Korku Kitabı" kısa ama insanın içini daraltan bir psikolojik hikâye. Asıl olaylardan çok, bir sırrın saklanma sürecinde insan zihninin nasıl sıkıştığını anlatıyor.
Bana göre en çarpıcı tarafı şu: İrene başta yaptığı şeyden değil, onu sakladıkça büyüyen belirsizlikten yıkılıyor. “Belirsizlik en büyük düşmandır” cümlesi burda anlam kazanıyor. Çünkü ortada kesin bir felaket yokken bile, insan kendi kafasında en kötü senaryoları üretip tüketebiliyor.
Şantaj başladığında bile asıl sorun para ya da tehdit değil, gerçeğin her an ortaya çıkma ihtimali. İrene’nin kısa süreli rahatlamalar için ödeme yapması da aslında bir çıkış değil, sadece birkaç gün nefes alma çabası. Ama bu nefesler bile uzun sürmüyor ve onu daha da yoruyor.
Bence İrene’yi anlamak mümkün. Çünkü insan bazen hatasından çok, o hatanın ortaya çıkma ihtimalini taşıyamıyor. Sakladıkça da bu yük hafiflemiyor, tam tersine büyüyor ve insanı içten içe tüketiyor.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma