David Burns'un İyi Hissetmek kitabında kendimizi kötü hissetmemizin düşüncelerimizle ilintili olduğundan ve çarpıtılmış düşüncelerimizi daha makul ve mantıklı alternatifleri ile değiştirdiğimizde duygularımızın da o ölçüde iyileşeceğinden bahseder. Oysa depresyondaki bireyin sadece kendi beyin kimyası değil, diğer bireylerle olan ilişkilerinin kimyası da bozulmuştur. Bu noktada kişilerarası ilişkiler terapisi depresyonun iyileşmesi için sadece zihnin içine değil zihinlerarası etkileşime, ilişkilerimize de uzanmamız gerektiğini vurgular. İlişkilerde yapılacak değişikliklerle (bir konuşma, bir yüzleşme, bir kucaklama) duygudurumumuzu nasıl iyileştirebilecegimizi anlatan bu kitap yalın bir dille, herkesin anlayıp uygulayabileceği 12 haftalık bir program sunmuş. Bu programı da dört hasta üzerinden örneklendirmiş. Bence kitap ilişkisel zorluklar yaşayan, zor insanlarla başa çıkamayan, rol değişikliği, kayıp veya yas yaşamış herkes için yol gösterici.
İyi ilişkiler duygularımızı besleyen, onaran en kıymetli donanımlarımız. Kişinin sevildiğini bildiği güvenli ilişkiler geliştirmesi depresyonun karanlığındayken tünelin sonunda görünen ışık gibidir. Kitapta geçen "Bazen etrafımızda bizi anlayabilecek hiç kimse yokmuş gibi hissetmemize neden olan şey ne söylediğimiz değil nasıl söylediğimizle ilgilidir. " cümlesine dayanarak varolan ilişkilerimizi geliştirerek ve yanlış iletişim kalıplarımızı değiştirerek DAHA İYİ HİSSETMEK mümkün