Meral Rahmet Adıgüzel

Tevbe Suresi 122. Âyetin Tasavvufî İşaretleri
Vertecübi (Rûzbihan-ı Bakli), "İçlerinden biri grup dinde fakih olmaları için geride kalmalı "Ayetinin tefsirinde demiştir ki: Mürtaiş şöyle dedi: "Seyahat ve seferler iki kısımdır: Bir seyahat, dinin hükümlerini ve şeriatın esaslarını öğrenmek için yapılır. Diğer seyahat ise kulluğun edeplerini öğrenmek ve nefsi terbiye etmek için yapılır. Dinin hükümlerini öğrenmekten dönen kimse, halkı, dili ile Rabb'ine davet eder. Edep ve nefsi terbiye seyahatinden dönen kimse ise halkın içinde durur, güzel ahlâkı ve hali ile onları hidayet yoluna yönlendirir. Asıl seyahat, Hakk'a yapılan seyahattir. Bu seyahat, Hak ehlini (arifleri) görmek ve onların edebiyle edeplenmek için gerçekleşir. Bu öyle bir seyahattir ki onun bereketi bütün belde ve insanlara yayılır."
İmam Gazâlî (rahmetullahi aleyh] İhya'da demiştir ki: "Dinde fakih olmak, yüce Allah'ın celâl ve azametini idrak ederek ilmi Allah'tan alıp anlamaktır. Bu öyle bir ilimdir ki peşinden ilâhî korku, haşyet, heybet ve huşû getirir; kulu takvaya sevkeder. Ayetin vermek istediği mana budur. Allah Teâlâ'nın korkutan ve ümit veren sıfatlarını yakînen tanımakla insanları uyarma gerçekleşir. Yoksa bu iş, fıkıh usulünde tarif edilen fıkıhla olmaz."
Tevbe Suresi, 122.Ayet
Tefsir Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: "Müminlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir." Savaş veya ilim talebi gibi bir durum için bütün müminlerin sefere çıkması doğru değildir. Aynı şekilde, hepsinin sefere çıkmayıp oturması da doğru değildir. Böyle yapılması, geçim düzenini bozar ve İslam'ın kuvvetini zayıflatır.
Tevbe Suresi 119. Ayetin Tasavvufi İşaretleri
Sıdk (doğruluk), iki yanı keskin bir kılıç gibidir; hangi şeyin üzerine konursa onu keser atar (sadık olan kimse her işinde hayırlı sonuç alır). Sözde olan doğruluk, dili yalandan korumak, ölüme de götürse doğruluktan ayrılmamaktır. Fiillerde doğruluk, yaptığı ibadetlerini gösterişten korumak ve ona karşı dünyevî bir karşılık beklemekten uzak durmaktır. Manevi hallerde doğruluk, sahip olduğu manevi hali, şöhret peşinde koşmak, bir makam elde etmek, keramet göstermek veya bunların dışında basit maksatlarını gerçekleştirmek gibi bozuk niyetten korumaktır.