Crispr denen bir makasla, fıtratın satır aralarına müdahale ediyorlar. "Şu geni çıkaralım, bu hastalığı silelim" derken, insanı sadece hastalıklarından değil, insanlığından da soyutlamaya çalışıyorlar.
Ve biz farkında olmadan bir eşiğe geldik: Yaratılan, kendini yaratanın yerine koymaya başladı. Bu kibir, tarihte nice kavmi helak noktasına sürüklemedi mi?
Nemrut'un ateşinde, Firavun'un ilahlığında, Lut kavminin azgınlığında da aynı kod yok muydu?
Şimdi bu kibir alenen ben "ilahım" demekten ziyade laboratuvar önlükleri giyiyor. Mikroskop başında genetiği değiştirilmiş bebekler, siparişle seçilen göz renkleri, tasarlanmış zekalar ile "ilahçılık" oynuyor.