Yaşamış, görmüşsünüz ama ahlaktan nasibinizi almamışsınız; her şeyin değerini düşürüyorsunuz. Gerçekten söylemek istediğinizi korkudan söylemiyoraunuz, sadece kekeleyip duruyorsunuz. Açık konuşacak kadar kararlı değilsiniz, utanmazca bir korkaklık var sizde. Her şeyi derinden anlayan biri olmakla övünüyorsunuz ama tereddütlüsünüz, çünkü mantığınız çalıştığı halde yüreğiniz kötülükten kararmış.
Siz, sonsuza dek varlığını sürdürecek bir sırça saraya inanıyorsunuz; gizlice de olsa dil çıkarıp nanik yapamayacağınız bir saray… Ben ise bu saraydan, sırçadan olduğu ve yerle bir edilemeyeceği için gönlümce hiç nanik yapamayacağımdan korkuyorum. Yağmur yağarken saray yerine bir tavuk kümesi görsem, belki ıslanmamak için oraya girerim; ama beni yağmurdan koruduğu için kümesi saray olarak görmem.
İnsan yapıcıdır, üretmeyi ve yeni hedefler edinmeyi yol açmayı sever; bu bilinen bir gerçektir. Ama diğer taraftan neden tutkuyla her şeyi yıkmayı, paramparça etmeyi sever ki?